Bavyera Yazıları 4 – Chiemsee

Bir tekneye binip adaları gezmeye gidiyoruz. Kulağa Almanya gibi gelmiyor, değil mi?

Bavyera’nın güneyinde bir gölde bu mümkün. Yazın etrafında birçok plajda yüzebiliyorsunuz, kışın ise ister tekneyle adaları geziyor, isterseniz Chiemsee’deki termal havuzlarda içinizi ısıtıyorsunuz. daha fazlasını okuyun

Bavyera Yazıları 3 – Augsburg

“Hava biraz daha insani düzeye gelsin, ondan sonra gidelim” demiştim Augsburg ve Ulm’ü içeren gezimize, oysa hava hala buz gibi. Hava tahminleri yanılmış durumda, zerre ısınma yok.

Sabah saat 9.35 treniyle, yaklaşık 45 dakika süren bir yolculuğun ardından Augsburg’a varıyoruz. Soğuk sebebiyle genellikle trenler de rötarlı çalışıyorlar. (Evet, o kadar soğuk!) daha fazlasını okuyun

Bavyera Yazıları 2 – Ulm

Yazının başlığını son Almanya gezimle bir bütünlük olması açısından “Bavyera Yazıları” olarak koymuş olsam da, bu yazı dizisinin Bavyera’ya ait olmayan tek parçası Ulm olacak.

Ulm, tam Bavyera’ya sınırda bulunsa da aslında Baden-Württemberg eyaletinin bir parçası, fakat sınırda olması sebebiyle olacak buraya Bavyera bileti ile de gidebiliyorsunuz. daha fazlasını okuyun

Bavyera Yazıları 1 – Regensburg

“Regensburg çok güzel konumlanmış. Buraya bir şehir kurulmak zorundaydı…” Goethe

Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Ufak çaplı bir Sibirya simulasyonu yaşıyorum. Telefonumdaki hava durumu uygulaması dışarıda hissedilen sıcaklığı -19 olarak gösteriyor. Tabii neyse ki gelmeden önce bu havanın böyle olacağı belli ve yanımda kayak montum da var, eve hapsolup oturacak da değilim.

İstikamet Regensburg… daha fazlasını okuyun

Münih Yeme – İçme Rehberi

“Münih’te; İtalyan, Yugoslav, İspanyol, Türk, Endonezya ya da Çin yemeklerini bulabilirsiniz. hatta bazı restaurantlarda uluslararası yemekler yiyebilirsiniz; bunun dışında, Münih’te yemek yiyemezsiniz. Restaurantlarda yemekler ikinci planda kalır, biranın yanında bir tür garnitür.”

Helmut Qualtinger

Ne olacağını bilemiyorsun işte, ilk gittiğimde bir kez daha adım atmayı aklımdan bile geçirmediğim bir şehre üçüncü kez gidip artık bu yazıyı yazacak duruma gelmek de varmış. daha fazlasını okuyun

Ljubljana Gezi Rehberi

Öncelikle bir noktayı baştan söylemem gerek, bu diğer blog yazılarının aksine Ljubljana’yı yere göğe sığdıramayan bir yazı olmayacak. Bana sorarsanız o yazıları okuyup, beklentilerinizi ona göre belirleyerek giderseniz Ljubljana’yı sevmeniz imkansıza yakın. Ortalama bir Avrupa şehri görmek için giderseniz Ljubljana sizin için doğru seçim… daha fazlasını okuyun

“Ve ne istersen…”

Molyvos’ta Eylül’ün kendini hafiften hissettirmeye başladığı serin bir Cumartesi akşamı, inceden bir meltem esiyor. Tavernanın masaları biri hariç dolu, masadakilerin çoğu Türk. Sahnede üç kişiden oluşan ufak bir müzisyen topluluğu bu yüzden olacak, Ege’nin iki yakasının ortak şarkılarını çalıyorlar.

Berduş halde bir kadın geliyor, küt kesimli kızıl saçları, kısacık kot şortu ve askılı kırmızı bluzuyla hiç kimsenin dikkati ona çevrilmemiş bir edayla girip oturuyor boş olan masaya… Garsonlar gidiyor yanına, anlamıyorum ama sonradan görüyorum ki bir şişe uzo söylüyor masaya. Kafası bozuk, belli. daha fazlasını okuyun