Hakkımda

10696279_10152392301395945_1274571187067275088_n

Merhaba ben Cihan,

Gezmeyi sever, adalara bayılırım, gördüğüm küçük şehirlere daha kolay bağlanırım, ama sanırım iş yaşamaya gelince biraz büyük şehir insanıyım. İleriye dönük bir planım, hatta bir uçak biletim olmadığı zaman hayatımda bir şey eksikmiş gibi gelir, huzursuzlanmaya başlarım, işin kötüsü uçaktan korkarım ve tahmin edeceğiniz gibi bir gezginin hayatını epey zorlaştırır bu. Gittiğim şehirlerde kimseyi heyecanlandırmayan şeyler bende müthiş bir duygu patlaması yaratabilir. Biraz şehirlerin ayrıntılarına inmeyi severim, yeri gelir şehrin geçmişinden bir hikaye beni o şehre bağlar ve o bağ kolay kolay kopmaz, benimle birlikte İstanbul’a döner ve hayatımın bir parçası olur. Tüm talan edilmişliğine rağmen İstanbul hala en sevdiğim şehirdir, zaman zaman bozuşuruz, bazen kızarım, sonra Kadıköy iskelesine gittim mi hepsini unutur, İstanbul diye tuttururum. Henüz zamanın akışının acımasızlığıyla tam olarak yüzleşmediğimden olsa gerek gittiğim şehirlere tekrar tekrar gitmekle bir derdim yoktur. 2014’ten beri her sene en az bir kez Gaziantep’e yemek yemeye giderim. (Ne lüks!) Ege ve Akdeniz’in yeri ayrıdır, hatta çoğunu görmemiş olmama rağmen Ege’nin dünyanın en güzel denizi olduğunu “utanmadan iddia ederim.”

Ece Aksoy “durup eşyayı dinlemekten iyidir yola çıkmak” der şiirinde. Bundandır eşyayı dinlemeyip yola çıkışım her seferinde… 1999’un Ağustos ayında gerçekleşen güneş tutulmasını seyretmek için Çorum’a gitmeden önce önümde dergi sayfaları ve Çorum’u anlatan kitaplar buldum bir anda. Hattuşaş’ı ezberledim gidene kadar, öyle ki görmediğimiz yerleri önden önden söyleyerek rehberi darladım 12 yaşındaki halimle ve zehir girdi içime…  2007’de on beş günde dört farklı ülke değiştirince (elimde yine dergiler, rehber kitaplar ile) istediğimin ne olduğunu anladım. Görece başarılı olmanın neticesinde girdiğim Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni ilk günden itibaren sevemedim, uğraştım, didindim, buna rağmen sevmediğim bir şeyi yapmanın benim için ne kadar zor olduğunu çok geç öğrendim ve vazgeçtim. Biraz geç oldu, ama yolumu açar belki diye Turizm bölümüne girdim, şimdi çabalıyorum şu hayatta en sevdiğim şeyi mesleğim de yapabileyim diye.

Birçok farklı şehirde yaşadım, sık sık yer değiştirdim diyedir belki biraz da bir yerde uzun süre sabit durunca sıkılmam. Ben bu dünyanın çok güzel olduğuna ve gezmemenin dünyaya yapılacak büyük bir haksızlık olduğuna inanıyorum. Bu blogun adına ilham kaynağı olan şarkının söylediklerine tamamen katılarak yoluma devam ediyorum;  ah kelimeler dünyası / züğürdün rüyası / içinizden hanginiz cesursa öne çıksın hemen / ama bence kaçın düello bu / kaçın manasız / yarıştırılıp, yarıştırılıp; yatıştırılırsınız / yola çıkmalı / hemen!