Plovdiv Gezi Rehberi

Bizde Filibe olarak da bilinen Plovdiv, Bulgaristan’daki ikinci durağım. Genel olarak Sofya’da Bulgarlar buraya devam edeceğimi duyduklarında mutlu oldular, “asıl orayı görmek lazım” gibi cevaplar verdiler. O zaman şimdi Plovdiv’e gidiyoruz, kimsenin Filibe Köftesi’ni bilmediği şehre.

daha fazlasını okuyun

Sofya Gezi Rehberi

Sofya hakkında bir beklentiniz var mı? Varsa, muhtemelen düşük bir beklentidir. Mesela benim öyleydi, bu bir ön yargı değil, giden arkadaşlarımın bende yarattığı bir izlenimdi aslında. Yine de yakın diye, biraz da yılbaşı havasını alayım istedim ve yola çıktım. Gidince gördüm ki, Sofya özellikle İstanbul’dan ulaşımın kolay olması sebebiyle çok güzel bir haftasonu rotası olabilir.

daha fazlasını okuyun

Samos Adası Gezi Rehberi

Birkaç yıl önce, bile isteye haksızlık edip günübirlik geldiğim Samos’u, altı kişilik kalabalık bir grup olarak boydan boya kat etmeye gidiyoruz bu kez. Her yaz en az bir yeni ada hevesimin bu yıl seçtiğimiz durağı oluyor burası. Okuduğum bütün yazılar heyecanımı arttırıyor, beklentimi büyütüyor.

daha fazlasını okuyun

Cascais – Sintra – Cabo da Roca

“Şu anda bile etkisi sürüyor, okyanusla karşılaşmamın…”

Ataol Behramoğlu / Okyanusla İlk Karşılaşma

Lizbon’dan günübirlik ziyaret edebileceğiniz üç ayrı yeri anlatacağım bu yazıda. Çoğu yerde bunun toplu ulaşımla yapılmasının zor olduğu söylense de, aslında mümkün ve hiç de zor değil. Bir diğer rastladığınız bilgi ise bunun pahalı olacağı, fakat bu da çok doğru değil. O zaman haydi, yola çıkalım!

daha fazlasını okuyun

Porto Gezi Rehberi

Portekiz’in kuzeyinde, tüm dünyada şarapları sayesinde ismi tanınan şehir Porto… Aslında şarap turu yaparken rehberin söylediği haliyle, “Porto’da üretilmeyen, ama madem tüm dünyada böyle biliniyor, neden değiştirelim denilerek Porto şarabı denilen” bir şarap bu, ama ne gam… İşte Porto!

daha fazlasını okuyun

Lizbon Gezi Rehberi

Hava çok sıcak, Lizbon 30 derecenin üstünde, şehrin yokuşları ise durumu hiç de kolaylaştırmıyor. Kim nasıl tanıtırsa tanıtsın, o köprüye rağmen bu şehir İstanbul’a hiç mi hiç benzemiyor.

Benzediği bir yer var mı derseniz, Avrupa’da o da yok. Kıtanın en batı ucunda, bambaşka bir şehir Lizbon. Fado’nun doğduğu Alfama’sıyla, Bairro Alto’su, Baixa’sı, Chiado’suyla… Lizbon, sonunda kavuştuk!

daha fazlasını okuyun

Trakai Gezi Rehberi

Evimden 2500 kilometre uzaktayım, ama önüme gelen menüde neler yazdığını anlamak için bu kez İngilizce’ye ihtiyaç duymuyorum. Yemekler de, isimleri de yabancı değil bana. Ufak harf farklılıkları var elbette, ama seçeneklerim arasında kavurma var, tavuk var, balık bile var. Aslında Türk lokantalarının çokluğu düşünülünce bu o kadar garipsenecek bir şey değil, ama bu restaurant bu şehrin yerlilerine, Karay Türkleri’ne ait. daha fazlasını okuyun

Baroksa Tamam: Vilnius Gezi Rehberi

Saat akşam on buçukta varıyorum Vilnius’a, otogardan çıkıp kendimce uygun bir noktaya taksi çağırıyorum. O gün cadılar bayramı, sokakta kostümler giymiş insanlar dolaşıyor. Taksici “bugün Vilnius’ta cadılar bayramı” diyor, sanki bir tek orada kutlanıyormuş gibi. “İstanbul’da var mı cadılar bayramı” diye soruyor, “kimi küçük etkinlikler düzenleniyor” diyorum. Otelimin önünde iniyorum. Kapıda Arap şeyhi kılığına girmiş biri daha var. daha fazlasını okuyun

Sigulda Yürüyüş Turu

Hava çok mu soğuk, acaba bu mevsimde de aynı zevki verir mi, gittiğime değecek mi? Biri beni vazgeçirsin diye bu soruları sorup durdum, ama herkes gitmemi söyledi. Tahmin de ediyordum seveceğimi, ama nedense o gün bir yorgunluk vardı üzerimde ve biri bana ikna edici şekilde “gitme” desin istiyordum. Nihayetinde bunu elde edemedim ve gittim. İyi ki gitmişim diyorum şimdi. O zaman kendimizi bir günlüğüne doğaya bırakalım.

Eğer elinizde Lonely Planet rehberi varsa ve oradaki “Kaleler yürüyüş turu” dikkatinizi çektiyse, o turun izlerini takip eden bir yazı olacak bu. O yürüyüşü nasıl yapacağınızı, nelerle karşılaşacağınızı ve nasıl bir gün geçireceğinizi anlatacak.

daha fazlasını okuyun