Atina Gezi Rehberi

Haftaiçi mesai saatlerindeyiz ve bu ülkede yine hiç kimse çalışmıyormuş, yine de herkes mutluymuş gibi bir hava var. Tepemde güneş, Ocak ayına rağmen hava on altı derecelerde, tam da hayal ettiğim şey bu. Bir anda iklim değişti. Şu dünyada evimden uzaktayken evimde hissettiğim, her seferinde bana çok iyi gelmiş ülkenin başkentindeyim, canım Atina; ben geldim!

Bir buzuki sesi geliyor kulağıma, duyar duymaz mutlu olmaya hazırım. Sese doğru yürüyor ve ulaşıyorum buzukiye, adam sanki sadece canı istediği için, sadece kendisi için çalıyor… Belki o yüzden o kadar güzel. Etrafına insanlar toplanmış, çaldığı meydan yine çok kalabalık. Haftaiçi mesai saatlerindeyiz ve bu ülkede yine hiç kimse çalışmıyormuş, yine de herkes mutluymuş gibi bir hava var. Tepemde güneş, Ocak ayına rağmen hava on altı derecelerde, tam da hayal ettiğim şey bu. Bir anda iklim değişti. Elli dakikalık bir yoldu bu halbuki yalnızca, bu kadar kısa zamanda benim de tüm havam değişiyor. Şu dünyada evimden uzaktayken evimde hissettiğim, her seferinde bana çok iyi gelmiş ülkenin başkentindeyim, canım Atina; ben geldim!

Atina Gezi Rehberi – Monastraki Meydanıi

Atina Nedir?

Yunanistan’ın başkenti. Tarihi tam anlamıyla anlatmak için bir kitap yazmak gerekir. Sokrates’in, Platon’un, Aristoteles’in şehri… Bunlarla da bitmiyor elbet… İlk başta bir “seçkinler demokrasisi” ve bu dönem de şehrin altın çağı olarak geçiyor, Heredot’tan Sofokles’e, Aşil’e; tarihin en önemli birkaç kişisi bu dönem Atina’da karşımıza çıkıyorlar. Atina bir şehir devletiyken, önce Büyük İskender dönemi başlıyor, sonrasında tüm Yunan şehir devletleriyle birlikte Romalılar tarafından istila ediliyor. Roma ikiye ayrıldıktan sonra da defalarca saldırıya uğruyor, Katalanlar’dan Venedikliler’e şehirden geçmeyen kalmıyor ve en nihayet Osmanlı dönemi başlıyor.

Osmanlı Atina’da 400 yıl kalıyor. Bu dönemde Akropolis yönetim merkezine dönüştürülüyor, o meşhur Parthenon cami, Erectheion harem oluyor. 1822’de Yunanistan bağımsızlık ilan ediyor, monarşi dönemi başlıyor ve 1834’te Atina başkent oluyor. 1923’te bir milyon Lozan mübadili Türkiye’den gelip Atina’ya yerleşiyor.

Yeni yüzyıla girerken Atina hala sorunlardan kurtulamıyor. İkinci Dünya Savaşı, Nazi Saldırıları ve açlık yılları… Sonrasında iç savaş ve cunta dönemi. 2004 Olimpiyatları alındıktan sonra şehirde hızlı bir dönüşüm başlıyor. Metrolar, yollar ve yeni bir havaalanı yapılıyor. Bu olimpiyatlar bir yandan şehrin çehresini değiştirirken, bir yandan ülkenin krize gidişini hızlandırıyor. Ülke krizden çıkmış toparlanırken, bugün hala sık sık protesto ve grevlere sahne oluyor.

Atina’ya / Atina’da Ulaşım 

Atina, İstanbul’a yalnızca 50 dakikalık bir uçuş mesafesinde. Türk Hava Yolları ve Pegasus’un yanı sıra, Yunanistan merkezli Aegean Airlines ve Olympic Airlines da hem İstanbul’dan, hem de İzmir’den Atina’ya sefer düzenliyor. Atina’ya İstanbul’dan otobüsle ya da İzmir’den Sakız Adası’na giderek gemiyle de ulaşmanız mümkün.

Atina içinde otobüs, metro ve trenler toplu ulaşım hizmeti veriyor, fakat bir şehri keşfetmek için en iyi yol her zaman olduğu gibi yürümek. Gezeceğiniz yerler arasında mesafeler de o kadar uzun değil.

Havaalanından şehre ulaşım için iki seçeneğiniz var, biri 45 dakikalık bir metro yolculuğu ve bunun bedeli 10 Euro. Bir de sabah ve akşam saatlerinde hemen hemen bir buçuk, gece ise yaklaşık bir saat süren ve 24 saat işleyen X95 numaralı otobüsle 6 Euro’ya şehre ulaşabiliyorsunuz. Eğer “ben gidiş gelişi de metroyla yaparım” diyorsanız, şehirde de her an kafanızın rahat olması açısından 2 Euro fazladan verip 72 saat geçerli turist ulaşım biletini 22 Euro’ya alabilirsiniz. Bu bilet aynı zamanda havaalanı otobüslerinde de geçerli. 

Taksi çok pahalı değil, fakat Atina’nın taksicileri de İstanbul’dan geri kalmıyorlar. Binecekseniz eğer ya önden pazarlık yapın, ya da Atina’nın taksi uygulaması Beat üzerinden taksi çağırıp ortalama fiyatı önceden görün.

Atina Gezi Rehberi

Atina’da Nerede Kalmalı?

Eğer uçuşunuz metronun çalışmadığı saatlerdeyse taksiye binmek zorunda kalmamak için otobüsün kalktığı Syntagma’ya yakın bir yerlerde kalmak daha iyi bir fikir. Plaka sokakları, Monastiraki Meydanı ve etrafı kalmak için her zaman iyi bir fikir. Omonia’da daha çok seçenek göreceksiniz, uzak bir yer de değil, fakat kalmak için çok tercih edeceğim bir bölge olmazdı benim. Kerameikos ve Gazi tarafı da gece hareketli olması sebebiyle kalmak için seçilebilir.

Konaklamalarınızda eğer;

İlk kez Airbnb kullanacaksanız buraya tıklayarak kaydolursanız 22 Euro

İlk kez booking.com kullanacaksanız buraya tıklayarak kaydolursanız %10 indiriminiz olacak.

Atina Gezilecek Yerler

Akropolis ve Çevresi

Artık Atina sokaklarındayız. Bir yerden gezmeye başlamamız gerekiyor ve Akropolis her zaman için Atina’yı anlatmaya başlamanın iyi bir yolu. Aslında biraz “her şeyin ortasında” yer alıyor, belki başlangıç noktası olarak kabul etmek çok mantıklı değil, yine de yazının bu kısmına öyle başlayalım.

Akropolis’e 2013’te ilk kez geldiğimde beş yere daha giriş imkanı veren biletler 12 Euro’ydu, fakat bu bilet -eklenen yeni yerlerle de birlikte -artık 30 Euro. Sadece Akropolis’e giriş ise Nisan – Ekim arasında 20 Euro’yken, 1 Kasım – 31 Mart arasında ise 10 Euro. Zaten açıkçası ucuz olduğu dönemde Akropolis’i gezmek çok daha kolay ve zevkli.Hem kalabalık daha az, hem de sıcaktan beyninizin erime riski…

Akropolis’e giriş için Areopagus Tepesi‘nin olduğu bölgeyi kullanmak daha iyi. Akropolis’e girmeden önce oradaki kayalara tırmanarak Akropolis’e ve Atina’ya bakabilirsiniz böylece , sonrasında ise gişeden biletinizi alıp içeriye geçebilirsiniz. Yaz aylarında sıra beklemenizi önlemek adına internetten de bilet alma olanağı var, fakat kış aylarında çok büyük yoğunlukla muhtemelen karşılaşmazsınız. Akropolis ayrıca her ayın ilk Pazar gününde ücretsiz.

Bu uzun giriş faslının ardından Akropolis’e adımımızı attık ve tırmanmaya başladık. Günbatımı saatleri yaklaştıysa harika bir sarı tonunu sütunlarına kabul eden bir koridordan geçerek giriyoruz ünlü yapıların olduğu alana. (Ve girer girmez Uzakdoğu’da bir yerlerde taba rengi kadife paltoların cinsiyet fark etmeksizin aşırı moda olduğunu anlıyoruz.)

Atina Gezi Rehberi – Akropolis

Şimdi derin bir nefes alıyoruz, Batı dünyasının en köklü ve en önemli Antik eseri olarak kabul edilen bir yerdeyiz. Bu kısım Perikles’in Tanrıça Athena’ya adadığı ve bunun için en önemli mimarları, heykeltraşları şehre getirdiği bir alan. Bu girişten girdiğinizde Akropolis’in en bilinen ikinci kalıntısını; Erechtheion‘u görüyorsunuz. Hani ünlü karyatidlerin olduğu… Burada gördükleriniz maalesef orijinal değil, orjinalleri aşağıda Akropolis Müzesi’nde sergileniyor.

Burası Poseidon’un toprağa vurarak elverişli hale getirdiği ve Athena’nın ilk zeytin ağacını yarattığı yer olarak kabul ediliyor ve Akropolis’in en kutsal alanlarından.

Atina Gezi Rehberi – Erechtheion

Bu alanın tam ortasında aslında çoğumuzun Akropolis dediğinde anladığımız ve onu bizzat Akropolis zannettiğimiz Parthenon var. Yıllardır bir yerlerinde inşaat iskelesi olmadan kimsenin görmediği sütunlu yapı. Adı “bakirenin evi” anlamına geliyor ve Athena Partheneos’a adanmış. Ayrıca Akropolis’te (ve hatta Atina’da) bir önceki gelişimden hatırlamadığım kadar çok kedi var sokaklarda. Akropolis’tekilerin insanların onlara ilgisinden bıktığı tüm hallerinden belli. Objektiflere mümkün ölçüde yüzlerini çevirmiyor,sfenks misali oturuyorlar taşların üzerinde. 🙂

Atina Gezi Rehberi – Parthenon

Yazıyı okuması iyice zorlaşacak ölçüde uzatmamak adına bu iki önemli yapıyı anlatmakla yetineceğim . Akropolis’in en tepedeki bölgesini gezdikten sonra, yaz aylarında konserlerin olduğu Herod the Atticus Odeonu‘ndan güney yamaçlarına uzanalım. Dionysos Tiyatrosu‘nu da görerek Akropolis’ten çıkalım. Çıkış kapımızın tam karşısında bizi başka önemli bir mekan bekliyor.

Akropolis’i güney tarafından terk ettiğinizde, çıktığınız yerde Akropolis Müzesi‘ni göreceksiniz. 2013’te gittiğimizde müze henüz yeni açılmıştı ve buna uyumlu olarak da “yeni Akropolis Müzesi” olarak geçiyordu, şimdi ise adından yeniyi atmış ve artık kendisini benimsetmiş durumda. Aynı zamanda o sene henüz yapım aşamasında olan tarihi eserlerin üzerinde bir cam platform yardımıyla yürüyerek müzeye girme olayı da gerçekleşmiş. Bu müzeye Akropolis’in herhangi bir biletiyle girmek mümkün değil, müzenin 5 Euro’luk kendi bileti var. Öğlen saatlerinde buraya denk geldiyseniz müze restaurantında da yemek yiyebilirsiniz.

Müzeden çıktıktan sonra Atina’nın en güzel yollarından biri olan Dionysiou Areopagitou’yu tutturalım ve Akropolis sağımızda kalacak şekilde yürüyelim.

Atina Gezi Rehberi – Dionysiou Areopagitou

Yolun sağa kıvrıldığı noktadan biz sola geçiyor ve bir tepeye tırmanıyoruz yine. Bence Atina’daki benzer amaçlı yerler arasında Akropolis’i en güzel görebileceğiniz yere geldik; Filopappou Tepesi. Bu tepenin Theseus ve Amazonlar’ın savaştığı tepe olduğu düşünülüyor. Akropolis manzarasını görebileceğiniz en güzel yer de Filopapos Anıtı‘nın olduğu nokta.

Atina Gezi Rehberi – Filopappou Tepesi

Aynı zamanda tam ters noktaya baktığınızda denizle karşılaşıyorsunuz. Burası Akropolis’i gece fotoğraflamak için de güzel ve güvenli bir bölge. Ben günbatımıyla beraber çıktığımda burada aynı zamanda bir de antik Yunan döneminden kalma bir geleneği sürdürdükleri bir ayin vardı.

Atina Gezi Rehberi – Filopappou Tepesi

Şimdi yine aşağı inelim. Ana yola varmadan önce Sokrates’in Hapishanesi olarak kabul edilen bir noktayı görüyoruz ve çıkmaya başladığımız noktaya geri iniyoruz. Bu tepeye paralel ilerleyen yolda bir kilise var; Agios Dimitrios Loumbardiaris Kilisesi. Kilisede gerçekten güzel freskolar olduğu söyleniyor. Söyleniyor diyorum, çünkü benim buraya gittiğim gün, kilise duvarında yer alan afişlerden anladığım kadarıyla Atina’da gerçekleşecek miting sebebiyle kilise kapalıydı.

Atina Gezi Rehberi – Sokrates’in Hapishanesi
Atina Gezi Rehberi – Agios Dimitrios Loumbardiaris Kilisesi

Burada iki alternatifiniz var. Ya Ulusal Rasathane‘ye kadar yürüyüp, orada gerçekten çok güzel sokaklardan geçerek tam ortasından Apastolou Pavlou‘ya çıkacaksınız, ya da kilisenin oradan itibaren Pavlou’yu en başından yürüyeceksiniz. Ben her ikisini de yaptım. Sokaklardan geçmenizi de öneririm. Şehrin birçok noktasında o hava var gerçi, Atina’da rastgele yürüyüp da beğenmediğim bir nokta henüz olmadı, ama turunç ağaçlarının arasından yürümek, hele ki Ocak ayı ve hava güzelse ayrı bir zevk veriyor. Bu bahsettiğim yolda aynı zamanda Pazar günü seyyar satıcıların yer aldığı biraz antika, biraz el yapımı ürünler ve biraz da turistik objelerin satıldığı bir pazar kuruluyor. Bu pazar Thissiou Parkı‘nda başlıyor, yani yürüdüğümüz yolun diğer ucunda…. İşte Thissiou’ya geldiğimizde Akropolis’in kapısından aldığımız 30 Euro’luk bilet ile girebileceğimiz Antik Agora‘ya da ulaşmış oluyoruz.

Atina Gezi Rehberi – Thissou Parkı

Antik Agora adından anlayacağınız gibi şehrin eski merkezi, adeta kalbi. Burası aynı zamanda Sokrates’in felsefesini ortaya koyduğu yer. Tüm sosyal – politik hayat eski Atina’da burada dönüyor. St. Paul de Hristiyanlığı yayma çalışmalarına burada başlıyor. Epeyce geniş bir alan, girdiğiniz kapıdan çıkmak zorunda değilsiniz ve muhtemelen öyle yapmayacaksınız.

Atina Gezi Rehberi – Antik Agora

Şehrin eski kalbinden girdiğimizin tam tersindeki yönünde bulunan kapısından çıkınca, bugünkü kalbine; Monastiraki‘ye geliyoruz. Bu meydanı bir zamanların Taksim Meydanı gibi düşünebiliriz. Şehrin merkezi ve sürekli canlı. Sokak satıcıları, taşlarda oturan insanlar, her yerden yükselen müzikler, restaurant ve cafeler… Meydanın bir yerinden girilen bir sokakta tüm hafta boyunca açık bir bit pazarı var, daha çok Eminönü havasında bir yer. Görmeden atlamamak gerek… “Monastiraki Flea Market” yazan bir kapıdan giriyorsunuz, bir yandan taklit ürünler, bir yanda eski plaklar…

Atina Gezi Rehberi – Monastiraki Meydanı

Monastiraki’nin bir köşesinde eski bir cami yer alıyor, bugün Yunan Halk Sanatları Müzesi ve ücretsiz görülebiliyor. Sokakların her biri başka bir yere sürüklüyor sizi. Ana damarı besleyen kılcal damarlar gibi, her sokak ayrı bir noktadan meydana insan akıtıyor.

Metro durağının oradan girip Hadrian’ın Kütüphanesi‘ni görüyoruz. Şehrin bir zamanlar en büyük kütüphanesi, Hadrian’dan kalan en büyük eser. Kitaplar dışında müzik ve tiyatro etkinliklerinin de yapıldığı bir alan. Hemen yanı başında Roman Agorası var. Sezar tarafından şehre yaptırılan bir yer burası. Bu iki alana da Akropolis’ten aldığınız 30 Euro’luk biletler ile girebiliyorsunuz.

Atina Gezi Rehberi – Hadrian’ın Kütüphanesi

Monastiraki’ye açılan sokaklara girerek aynı zamanda şehrin eski Türk mahallesi Plaka‘ya da ulaşabiliriz. Çoğunlukla yaya bölgelerinden ve turistik hediyelik eşya mağazalarından oluşan bu bölge, akşamları canlı müziklerin çaldığı bir tavernalar cennetine dönüşüyor. Özellikle yaz aylarında dışarı atılan masaların atmosferi nasıl değiştirdiğini hayal edebiliyorum. Kışın elbette biraz daha ıssız ve iç mekanlara hapsolmuş durumdasınız. Ayrıca ünlü kokteyl mekanı Brettos da Plaka’da. Tam da bu sosyal medya çağında paylaşımlarınıza hitap edecek bir iç dizaynı var.

Atina Gezi Rehberi – Plaka

Eğer Atina’yı gezmeye Monastiraki’den başladıysanız ve Akropolis’e buradan çıkacaksanız Plaka içerisinden geçerek Anafiotika Mahallesi‘nden Akropolis’e ulaşmanızı tavsiye ederim. 2013’de çoğunlukla kimsenin uğramadığı ve yazılarda da görmediğim bu mahalle adeta inanılmaz bir popülerliğe ulaşmış. Artık Atina’ya gelip de Anafiotika’yı görmeden dönen yok gibi. Zamanında Anafi Adası’ndan Atina’ya yerleşenlerin kurduğu bu mahallenin ünlü olmasının sebebi de zaten size bu büyük şehirde bir ada havası aldıracak olması.

Atina Gezi Rehberi – Anafiotika Mahallesi

Syntagma ve Çevresi

Atina’nın bir başka merkezine gelelim… Haberlerde “Atina karıştı / Atina’da olaylar” başlıklı haberler gördüğünüzde bu muhtemelen ya Syntagma’da olmuştur, ya da birazdan anlatacağım Exarchia’da.

Syntagma Meydanı, Parlamento‘nun olduğu meydan. Parlamento’nun tam önünde yer alan İsimsiz Asker Anıtı‘nda iki asker sürekli nöbet tutuyor. Bu askerlerin giydiği ünifıormalar ise Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmaya çalıştığı dönemde dağlardaki askerlerin giydiği kıyafetlerin bir uyarlaması, bugün törensel amaçlarla kullanılıyor ve ancak bir grup “elit” asker giyiyor… Her saat başı anıtın önünde nöbet değişimi var. Biraz zeybek figürlerine benzeyen bir şekilde askerler burada nöbet değiştiriyorlar. Eğer Pazar gününe denk geldiyseniz ve meydanda bir protesto yoksa, sabah saat 11.00’de daha görkemli bir versiyonunu izlemeniz mümkün.

Atina Gezi Rehberi – Parlamento ve Nöbet Değişimi

Parlamento’nun hemen yanı başında Ulusal Parkyer alıyor. Yukarıdan baktığınızda Atina’nın yemyeşil bir şehir olduğunu söyleyemezsiniz. Fakat şehirde bazı parklar var ve bunların en büyüğü de burası. Eski kraliyet bahçeleri bugün bir şehir parkı ve günbatımına kadar açık. Hemen yanı başında da Zappepio ve Zappepio Bahçeleri bulunuyor. Zappepio 1870’lerde yapılmış bir saray aslında, fakat bugün daha çok bir kültürel merkez durumunda. Bu iki park bugün Atina’nın monarşi geçmişini hatırlatıyor.

Atina Gezi Rehberi – Ulusal Park

Bu parkların bittiği noktada eski dünyadan bize kalmış bir başka önemli noktadayız; Zeus Tapınağı. 2013’te geldiğimde bu tapınağın sütunları çoğunlukla yerdeydi ve alanı gezmek ücretsizdi. Bugün ise ücretli, Akropolis’in 30 Euro’luk biletleriyle girebiliyorsunuz. Tapınak büyük ölçüde ayağa kaldırılmış durumda. Antik Yunanistan’ın en büyük tapınağı, yapımı toplamda 700 yıl sürmüş. Bugün o görkemi ancak hayal edebiliyorsunuz.

Zeus Tapınağı’na giderken eskiden şehri ayıran bir noktaya da denk geleceksiniz; Hadrian Kemeri. Kemerin bir yüzünden “Burası Atina, Thesus’un şehri…” yazarken, bir diğer köşesinde “Burası Hadrian’ın şehri, Thesus’un değil” yazıyor. (Şehri paylaşmışlar mı, kapı üzerinden birbirlerine laf mı sokuyorlar?) 🙂

Atina Gezi Rehberi – Zeus Tapınağı

Zeus Tapınağı’ndan sonra da benim şehirdeki bir başka en sevdiğim yere; Panathenaic Stadyum’a gidelim. Bu bölgede ilk stad M.Ö. 4. yüzyılda yapılıyor. 1895’te stadyum tamamen yenileniyor ve modern olimpiyatların ilk kez düzenlendiği yer oluyor. Bu özelliği sebebiyle de 2004 yılı olimpiyatlarında maraton koşusunun bitiş noktası burası olarak belirleniyor.

Bugün içeriyi size verilen sesli rehberlerle gezebiliyorsunuz. Stadyumda eski olimpiyat meşaleleri, afişleri ve stadı anlatan bir müze var. Kesinlikle görülmeye değer.

Sytagma’dan geldiğimizin tam tersi yönüne, Akademias Caddesi’ne girelim şimdi. Bu cadde üzerinde Kapodistirian Üniversitesi‘ni, Atina Akademisi‘ni ve Milli Kütüphane‘yi yan yana göreceksiniz. Kütüphanenin bahçesinde Korint bölgesindeki tren çalışmasının planlanan yolu üstünde kalması sebebiyle üniversite işbirliğiyle buraya taşınmış 700 ve 800 yaşında iki zeytin ağacı bulunuyor. Üniversite binasında ise Atina’nın sembolü olan baykuş kullanılmış.

Atina Gezi Rehberi – Kapodistrian Üniversitesi

Psyri – Omonia – Exarcheia 

Atina’nın birbirinden farklı üç mahallesinde sıra… Başlangıç noktamızı yine Monastiraki olarak alalım ve Psyri‘ye doğru ilerleyelim. Monastiraki’den Ermou Caddesi’ni geçerek ara sokaklara daldığınızda geldiğiniz bölge Psyri.

Burası biraz Karaköy gibi bir yer. Ara sokaklarda kafe ve barlar çıkıyor karşınıza. Bazı sokaklar daha ıssız olmakla birlikte gece genel olarak hareketli ve güvensiz hissettirecek bir durumu yok. Gündüz belki çok görecek bir şey yok, ama sokaklarda graffitileri keşfetmeye çalışarak rastgele dolaşması zevkli bir mahalle. (Bu graffiti olayına asla alışamıyor ve her gördüğüm şahane graffiti’yle mutlu oluyorum. Birkaç kez daha geldiğimde tam olarak benimseyip, şaşırmayı bırakacağım sanırım. 🙂 )

Atina Gezi Rehberi – Psyri

Psyri’yi gezmeyi bitirdikten sonra Athinas Caddesi’ne girelim ve yukarı doğru yürüyelim. Bu caddenin Evripodou ile kesiştiği noktada belediyeye ait kapalı bir pazar yeri var, yani aslında hal, Dimotiki Agora. Bizim çok yabancı olduğumuz bir ortam değil, ama her türlü görmeye değer. Pazar yerinin bir köşesi et ürünlerine, diğer bir kısmı ise deniz ürünlerine ayrılmış. Tıpkı bizim pazar yerleri gibi, muhtemelen “çok taze / gel al” şeklinde bağıran satıcılar ve ellerinde torbalarla alışveriş yapan Yunanlar arasında dolaşıyorsunuz. Zaten bağıranlar sürekli Yunanca “gel” anlamına gelen “ela, ela, ela” şeklinde sesleniyorlar. Eğer bu kelimeye ve bu kelimenin sık sık kullanılışına hakimseniz kulağınızda çınlamıştır.

Atina Gezi Rehberi – Hal

Pazar yerinden çıktıktan sonra Panagia Tsaldari Bulvarı‘na çıkıp Omonia yönüne doğru ilerlerseniz Atina’da en meşhur graffitilerden biri olan dua eden elleri göreceksiniz.

Atina Gezi Rehberi – Dua Eden Eller Graffiti

Omonia ise bir zamanların şık bir meydanı iken, bugün biraz kimlik değiştirmiş. Yine de şehirdeki birçok otel burada. Bu meydanda birçok miting / eylem olurken, bugün bu durum daha çok Syntagma’ya kaymış durumda. (Haris Alexiou’nun söylediği bir Manos Loizos bestesinde, iç savaş zamanı sevdiği adamla ilk kez Omonia’da karşılaşır örneğin şarkıdaki kadın.)

Meydanın tam ortası demir perdeyle çevrili. Rivayetler muhtelif, geçici bir inşaat mıdır, yoksa kontrolü sağlamak için tamamen mi kapatılmıştır emin olamadım. Her türlü söylenti var.

Şimdi şehrin en ilginç mahallelerinden birine çıkıyoruz. Omonia’dan Themistokleous‘a giriyor ve Exarcheia‘ya tırmanmaya başlıyoruz. Merkel’in Yunanistan’ı ziyaretiyle ilgili bir caps’e rastlamıştım daha önce, konu Exarcheia. Tsipras, Merkel’e Atina’yı gösterip, “ışığın olduğu her yer senin” diyor, Merkel ise merakla soruyor; “peki şu karanlık alan?” Tsipras’ın cevabı net; “orası Exarcheia, oraya asla gitmemelisin…”

Daha mahalle sınırlarına girer girmez Atina’nın kalanından farklı bir yerde olduğumuzu anlıyoruz. Exarcheia, Atina anarşist-solunun merkezi. 2008’de polis burada 15 yaşındaki bir çocuk olan Alexis‘i vuruyor ve o günden sonra Alexis bir sembol haline geliyor. Alexis’in öldürülmesi ülkede bir ayaklanmanın fitilini ateşliyor Alexis’i öldüren polis ömür boyu hapis cezası alıyor. Diyorlar ki o günden beri polis Exarcheia’ya giremiyor.

Atina Gezi Rehberi – Exarcheia

Exarcheia’da Alexis’in öldürüldüğü yerde bir anı köşesi var, her daim çiçeklerle süslü. 2013’te Türkiye’deki Gezi Parkı olayları sırasında başına gelen gaz kapsülü sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan da Alexis’in kardeşi ilan ediliyor ve bu anı köşesine onun anısına da bir plaka koyuluyor. Bu bölüm Tzavella Sokağı‘nda yer alıyor.

Atina Gezi Rehberi – Exarcheia

Biz demin girdiğimiz yoldan yukarı devam edip Exarcheia Meydanı’na çıkalım. O meydanda bir afişe rastlıyorum, anlamaya çalışıyorum, fakat halen anlamından emin değilim. Benim yorumuma göre afiş metro projesine karşı oraya asılmış ve “metronun şiddetin farklı bir türü” olduğunu savunuyor. Dedim ya, farklı bir mahalledeyiz.

Meydandan yukarı ilerleyen merdivenleri takip ederseniz eğer Strefi Tepesi‘ne ulaşacaksınız. Burada da bir şehir manzarası ve her yeri cam kırıklarıyla dolu bir park var. Cumartesi günü geldiyseniz aynı zamanda burada bir de Pazar yeri göreceksiniz.

Atina Gezi Rehberi – Strefi Tepesi

Gelelim güvenlik meselesine… Exarcheia denilince herkes güvenliği merak ediyor ve herkes kendi açısından anlatıyor. Ben de kendi hissettiklerimi yazacağım. Exarcheia’da dolaşırken tehlikede hissetmedim, duvarlarda yazılanlar, meydanda bekleşen ve yüz yüze geldiğinizde kafasını sallayıp sizi kendisine çekmek isteyen insanlar elbette bir tedirginliğe yol açıyor. Buram buram turist gözükmek istemedim ve makinemi kaldırdım. Fakat bana sorarsanız gidip sokaklarında dolaşmanızda bir tehlike yok.

Bu mahalleden aşağı indiğinizde ise Ulusal Arkeoloji Müzesi‘ne ulaşıyorsunuz. Müzeyi görmeye de gittiyseniz, bu kadar yaklaşmışken Exarcheia’da dolaşmak farklı bir Atina görmenizi sağlar.

Kolonaki ve Lycabettus Tepesi

Kolonaki şehrin en şık yeri, bir nevi İstanbul’daki Nişantaşı ya da Bağdat Caddesi gibi… Şehrin diğer yerlerine göre daha lüks butiklerin, daha şık kafe ve restaurantların bulunduğu ve etrafta dolaşan insanlardan da bunu hissettiğiniz bir yer.

Atina Gezi Rehberi – Kolonaki

Böyle şeylere ilginiz varsa, ya da Exarcheia’nın tam zıttı bir Atina da görmek istiyorsanız Kolonaki sokaklarını dolaşa dolaşa Lycabettus’a ulaşabilirsiniz. Atina’nın en ünlü müzelerinden Benaki Müzesi de Kolonaki’de bulunuyor. Kendimi havanın güzelliğine kaptırıp da girmediğim ve aklımın kaldığı müze… (İnsan aylardır İstanbul’da ilginç bir şekilde güneşe hasret kalınca, Ocak ayında 16 derece, güneşli bir hava, sokak müzikleri ve pazar etkinlikleri insanı her türlü kültürel aktiviteden vazgeçiriyor, biliyor musunuz? 🙂 )

Gelelim Lycabettus‘a… Atina’ya ve Akropolis’e iyice yukarıdan bakıyım diyorsanız doğru yerdesiniz. Tepeye yürüyerek çıkabileceğiniz gibi, buna enerjiniz yoksa veya dik yokuşlardan hoşlanmıyorsanız funikülere de binebilirsiniz. Bu funiküler tek yön 5, gidiş geliş 7.5 Euro. Bu sürekli bir durum mudur bilmiyorum, ama otelinizi booking.com’dan ayırtırsanız booking size bu funikülere 6.75 Euro’ya binebileceğiniz bir barkod yolluyor.

Tepede küçük bir şapel ve bir de manzarası şehirdeki en güzellerden biri olan bir restaurant bulunuyor. Restauranttaki fiyatlar tahmin edersiniz ki şehirdeki benzer yerlerden kalem başı 1-2 Euro daha pahalı.

Atina Gezi Rehberi – Lycabettus Tepesi

Funiküler her yarım saatte bir işliyor. Yaz sezonunda yoğunluğa göre daha çok çalıştığı oluyormuş.

Gazi ve Kerameikos 

Yine merkezimizi Monastiraki olarak kabul edersek, buradan Ermou caddesine çıkıp Syntagma’nın tam tersi istikametinde ilerliyorsunuz ve bir noktadan sonra bu cadde bir yaya yolu haline geliyor. Sağınızda kalan arkeolojik alan Kerameikos. Aslında M.Ö. 3000 yılından 6. yüzyıla kadar kullanılan bir mezar yeri burası. Şehrin eski surlarının bir kısmı da Kerameikos’ta görülebiliyor. Alanda görülen mezar taşlarının orjinalleri Arkeoloji Müzesi’nde, burada replikaları görülebiliyor. Kerameikos’a Akropolis’ten aldığınız 30 Euro’luk biletlerle girebiliyorsunuz.

Atina Gezi Rehberi – Kerameikos

Gazi‘ye gelelim… Aslında adı öyle çınlasa da, bizdeki Gazi’yle aynı anlamda değil. Türkçe’den geçme bir terim de değil. Bunu öğrenince biraz hayalkırıklığına uğradım nedense, ama bir zamanlar burada bulunan gaz fabrikasından alıyor semt ismini.

Şehrin son yıllardaki moda tabirle “en hip” semtlerinden biri. Burada birçok bar ve gece kulübü bulunuyor. Gece 10-11 gibi giderseniz beklediğinizi bulamayabilirsiniz, çünkü insanlar buraya 12 ve sonrasında gelmeye başlıyorlar ve bir anda metronun Kerameikos durağında inanılmaz bir kalabalık oluşuyor.

Eski gaz fabrikası da müze haline getirilmiş, bulunduğu yer Technopolis olarak geçiyor. Kapısında giriş 1 Euro yazsa da, gişe uzun süredir kapalı gibiydi. Müze ise açıktı. Fabrika avlusuna özellikle çocuklar cazip gelecek oyun yerleri yapılmış. Müze içerisinde de çocuklara yönelik birçok nokta var. Aynı zamanda bir de kafe bulunuyor.

Atina Gezi Rehberi – Gazi

Kimilerine göre ana binasından daha güzel olan bir Benaki Müzesi de Gazi’de aynı zamanda. Maalesef burayı da göremedim. Kültürel aktiviteler ve güneşli günler arasındaki ters orantıyı hatırlayalım. 🙂

Atina Gezi Rehberi – Gazi

Atina Yeme – İçme

O Kostas (Plaka)

Atina’nın en ünlü souvlaki mekanlarından biri. Souvlaki bizdeki şiş benzeri bir yemek. Burada pita (bir nevi pide) arasına koyuluyor. Gerçekten diğer yerlerin souvlakilerinden daha güzel. Önünde sürekli kuyruk var. Öğleden sonraya kalmayın, bitiyor. Bir souvlaki ve bir biraya 4 Euro verdim.

Atina Gezi Rehberi – O Kostas

Evgenia (Plaka)

Plaka’da bir sokak arasında, dışarıdan aşırı salaş görünen geleneksel bir Yunan tavernası burası. 2013’te geldiğimizde iki kez gittiğimiz mekanı bu sefer o zamanki kadar çok sevmedim, biraz daha turistikleşmiş sanki. Çalışanlar hala aynıydı. Kalamarları hala güzel. Kalamar, cacıki, feta peyniri ve uzodan oluşan masama 23 Euro ödedim.

Bougatsa Thessaloniki (Psyri)

Buraya bir sabah kahvaltı için geldim. Bugatsa bizim laz böreği benzeri bir tatlı hamur işi. Şerbetli değil, içi kremalı. İsterseniz içine şeker ve tarçın da ekliyorlar. Bir porsiyon bugatsa ve yanında freddo cappucino’ya 5.20 Euro ödedim.

Atina Gezi Rehberi – Bougatsa Thessaloniki

o Gyros Pou Gyrevis (Akropolis)

Bilenler mutlaka vardır, Yunanistan’la ilgili her yazıda da bahsederim. Gyros Yunan döneri… Domuz ya da tavuktan yapılıyor. Ben en çok pita arasında olanını seviyorum. İçerisine patates kızartmasından, cacıki’ye ve baharatlara kadar birçok şey koyuyorlar ve bu dönerin lezzetini gerçekten arttırıyor. Burası da gyrosu başarılı yapan yerlerdendi. Akropolis Metrosu’nun hemen orada. Bir pita gyros ve yanına bir biraya 4.20 Euro ödedim.

Atina Gezi Rehberi – o Gyros Pou Gyrevis

Oineas (Psyri)

Yine geleneksel bir Yunan tavernası. Deniz ürünleri konusunda oldukça başarılılar. Eğer Yunanlar’ın yemek saati olan akşam 9’dan sonra gidecekseniz rezervasyonsuz gitmeyin. Kredi kartı kabul etmiyorlar. İki ahtapot, bir kalamar ve iki kadeh şaraptan oluşan masamıza 43 Euro ödedik.

No photo description available.
Atina Gezi Rehberi – Oineas (Alıntıdır)

Cafe Del-Sol (Gazi)

Gazi’de tam Kerameikos Metrosu’nun çıkışında bulunuyor bu cafe. Ben buraya kahvaltı için gittim ve kahvaltısını çok beğendim. Fakat gün içinde epey tıkanmanıza ve Atina’dan tam verim alamamanıza yol açabilir. İki ekmek üstü yumurta, iki ufak tost, bir muffin, bir portakal suyu ve bir de seçeceğiniz kahveden oluşan kahvaltıya 10 Euro ödüyorsunuz. Bu kahvaltıysa rahatlıkla iki kişi doyabilirsiniz de.

Atina Gezi Rehberi – Cafe Del Sol

To Steki To Ilia (Kerameikos)

Bir mekan dolusu Yunan’la beraber yemek yemek istiyorsanız doğru adreslerden biri burası. İngilizce menüleri bile yoktu. İçerideki uğultu mekanın tamamen Yunanlar’la dolu olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Burası bir nevi et restaurantı. Tamamen geleneksel bir Yunan atmosferi var içeride. Ben pirzola (bizimki gibi değil, kemiksiz lop et geliyor), cacıki ve bira ısmarladım. 18 Euro hesap ödedim.

Atina Gezi Rehberi – To Steki Tou Ilia

Tüm bunların yanı sıra yukarıda da bahsettiğim gibi kokteyller için Brettos‘a gidebilirsiniz. Monastiraki’deki meydan ve Akropolis manzaralı A for Athens ve 360 da içki için değerlendirilebilecek mekanlar. Bairaktaris en ünlü souvlaki mekanlarından birisi, Syntagma’daki şubesi en bilinen yeri. Turkolimano ya da Mikrolimano olarak bilinen yerde en taze deniz ürünlerinin bulunduğu söyleniyor. Oradaki tavernaları deneyebilirsiniz. Rastgele dolaştığınız sokak aralarında, merkezden uzaklaştıkça oturacağınız yerlerden muhtemelen memnun kalacaksınız.

Atina’nın resmi sloganı “one city, never ending story…”, yani “bir şehir ve asla bitmeyen hikaye…” Bir “resmi” sloganı bu kadar iyi taşıyabilen başka bir şehir tanımıyorum. Atina’ya adımınızı atıp, orada yalnızca bir gece geçirdiğinizde bile kolay kurtulamayacağınız bir hikayenin içine girdiğinizi anlıyorsunuz. Kaçacak yer aradığınızda size nerenin iyi geleceğini biliyorsunuz artık.

Atina’daki son günümde Filopappou Tepesi’ne tırmanıyorum. Akropolis Manzarası harika. Arkamı dönüyorum, bir anda deniz gözüküyor. Neden şaşırıyorum bilmiyorum, gözümü alamadan bakıyorum yalnızca. Aklıma Odysseas Elytis’in dizeleri gelip takılıyor; “aradığım; bir bağ gibi masum ve de ürpertici / derin ve de göğün öbür yanı kadar saf olanı idi / kilin içinde azıcık ruh gibi bir şey / o zaman konuştu ve de doğdu deniz / gördüm de hayran kaldım…”*

Bu hikaye bitmeyecek Atina, elbet yine görüşeceğiz.

* Övgüler Olsun Sana – Odysseas Elytis (Arion Yayınevi Aralık 2003)

Atina Gezi Rehberi

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2 comments