“Yolculuk herhalde insanın en masum ve en güzel tutkularından biridir” diyor Moritz Hartmann ve tarihin başlangıcından beri insanlar farklı amaçlarla da olsa seyahat ediyorlar.

“Yolculuk herhalde insanın en masum ve en güzel tutkularından biridir” diyor Moritz Hartmann ve tarihin başlangıcından beri insanlar farklı amaçlarla da olsa seyahat ediyorlar.
Bugün dönem dönem yaptığım bir turu tekrarladım Ankara’da. Anıtkabir’e gittim ilk olarak. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar gelmişti otobüslerle Atatürk’ü ölüm yıldönümünde ziyarete, doldurmuşlardı Anıtkabir’i. Bir yandan da ülkemizde bulunan turistler geziyor, insanların hallerini fotoğraflıyorlardı şaşkın gözlerle.
Azerbaycan’ı neden bilmem, bir türlü tam yurtdışı hissedemediğimden o zamana kadarki ilk sınır dışı seyahatim sayıyordum 2007 yılındaki Batı Avrupa Seyahatimi, iki yıl sonra gelen üniversite hediyemdi bu benim. Dört yıl sonra ilk kez yazı haline getiriyorum oradaki anılarımı, günlüklerimi şu an.
Beni bastığı zaman şehir, en çok Ege gelir aklıma, Akdeniz’den büyüktür Ege benim için. Ege yoksa, dünya daha sıkıcı… Ege yoksa insanlar da daha sıkıcı.
“Nefes alıyorsanız Kaz Dağı’ndasınız” diyordu tabelada Akçay’a girerken, nihayet kaç yıldır görmeyi istediğim Kaz Dağı’nın eteklerindeydim. Rehbersiz girmenin yasak olduğu Milli Park’a girmek için hemen bir tura yazıldık ve o günü başlamaya başladık.
Bu yazı size Üsküp hakkında bilgi vermekten çok, benim Üsküp hakkındaki duygularımı içerecek. Daha çok yaşadıklarımızdan bahsedeceğim, beceriksizliğimiz mi desem, Makedonya Otobüs Servisi’nin bizi aldatması mı desem, onlardan bahsedeceğim ve orada edindiğimiz arkadaşlarımızdan… (Önünüzdeki 20 paragraf upuzun bir giriş niteliğindedir.)
Sabah erkenden kalkıp otobüs garajına yürüyoruz. Aslında elimdeki “Lonely Planet” rehberi, trenle Novi Sad’ın 1.5 saat sürdüğünü söylüyor, ama kime rastladıysak hep “4 saat” lafını işittiğimiz için, durumu riske atmayıp otobüse binmeye karar veriyoruz. Belgrad – Novi Sad arası otobüsün ortalama ücreti gidiş geliş 13 Euro. Şirketler...
Belgrad tren garına indiğimizde, Balkan turumuz boyunca tüm otogar ve tren garlarında rastladığımız gibi, ellerinde ufak broşürlerle otellerine müşteri bulmaya çalışanlar karşıladı bizi. “Rezervasyonumuz var” diye atlatmaya çalışırken bir Türk’e denk geldik, o da otel pazarlıyordu. Onu da reddettik, fakat tabii ki yakamızı bırakmadı, biz zar zor...
Birazcık dinlenmek için, Saraybosna – Belgrad arasında, gündüz treniyle seyahat etmeye karar vermiştik. Bu yolculuk güzel manzaralar sunuyor size. Yolda geçtiğimiz yerler hakkında çok ayrıntılı bilgiler verebileceğimi maalesef söyleyemem, dolayısıyla bunu size bir fotoroman gibi sunuyorum. Bu yolcuğu gerçekleştirmek isteyen bordo pasaport sahibi kişiler için...