Çok uzun zamandır bu kadar etkilendiğim bir şehir olmamıştı. Hatta artık Avrupa’da yeni yer arayışını bile bırakmıştım, bir tek Akdeniz bana yeter diyor, ne zaman bir yere gidecek olsam Yunanistan ve İtalya arasında seçim yapıyordum. Bir gün Stockholm çıktı geldi önüme, giderken bile aklımda “keşke İtalya’ya gitseydim yine” fikri vardı. Sonra olan oldu, Stockholm oldu. Artık bir gözüm Nordik’te.

Stockholm’e Ulaşım / Stockholm’de Ulaşım
Stockholm’e ben 2026 başında bir kampanyadan, 20 kg bagaj da dahil olarak üstelik, gidiş geliş 4308 liraya bilet aldım Pegasus’un kampanyasından. Pegasus buraya Sabiha Gökçen’den, THY ise İstanbul Havalimanı’ndan uçuyor. Kampanya zamanlarında ucuz uçak biletinin kolaylıkla bulunabileceği şehirlerden birisi belli ki. Uçuş yaklaşık 3.5 saat sürüyor.
Havalimanından şehre ulaşım için ise öncelikle en hızlı ve en gereksiz seçeneğimiz Arlanda Ekspres. Bu hıza gerçekten ihtiyacınız var mı? Tatile geldiyseniz nereye yetişiyor olabilirsiniz ve o 20 dakika fark size ne kazandırır? Bunun kararını elbette siz verirsiniz, ama tek yön 340, gidiş dönüş alırsanız 600 SEK (gidiş geliş 55 Euro civarı ediyor) ücret vererek 20 dakika kadar bir sürede şehre ulaşıyorsunuz.
Alternatifiniz ise otobüs. En ucuz alternatif Flixbus, üstelik bunu Kamil Koç üzerinden (benim rüyaların saçmalık seviyesi tadında bir cümle olsa da, Flixbus tarafından satın alındı kendileri) Türk Lirası ödeyerek de alabiliyorsunuz. Ben dönüşte onunla geldim havalimanına ve 329 Türk Lirası (İsveç kronu üstünden alırsanız 79 SEK) verdim. Eğer Hornstull tarafına gidecekseniz flygbussaarna otobüsleri çıkıyor karşımıza. Buraya ulaşan otobüslerin fiyatı 149, eğer şehir merkezine gidecekseniz 129 SEK. Otobüs yolculuğu da yaklaşık 40 – 45 dakika arası sürüyor.

Stockholm içinde ulaşımı kullanmak için SL adlı, oranın toplu ulaşım şirketinin uygulamasını indirip, online bilet alabilirsiniz. Tek bilet 43 SEK. Bir ulaşım aracına bineceğiniz an, gene uygulama üstünde aktive ediyorsunuz. Karşınıza çıkan QR kodu cihazlara okutarak kullanabiliyorsunuz. Bir kez aktive ettikten sonra 75 dakika sınırsız aktarma hakkınız var. Bu uygulamayı kullanmayı tercih etmezseniz kredi kartınızın temassız özelliğiyle de ulaşım araçlarına binebilirsiniz. Benim Stockholm’de asıl önerdiğim ulaşım yöntemi ise yürümek, yürümek ve daha çok yürümek. Ben galiba “şuraya da gideyim binerim, buraya da gideyim binerim” diye diye, günlük 27.000 adım ortalamasıyla döndüm.

İsveç Para Birimi ve Harcamalar
İsveç’in para birimi İsveç Kronu ve kısaltması SEK. Bu yazıyı yazdığım gün itibariyle 1 Euro, 11 SEK civarındayken, 1 SEK ise 5 Türk Lirası civarında.
Bu parayı görme ihtimaliniz ise biraz düşük, çünkü İsveç dünyanın en nakitsiz ülkelerinden birisi. Birçok yere girerken kapıda “nakit geçmez” uyarısını göreceksiniz. Bankalar ise eğer ekstreniz uygunsa SEK harcamalarınızı hesabınıza dolar olarak yansıtacak. En azından bu İş Bankası için böyle.
Öte yandan İsveç pahalı bir ülke, yani gerçekten pahalı bir ülke. Türkiye’deki enflasyon ve fiyatların yüksekliği bu durumu normalleştirmeye yetmiyor, hala pahalı. Yemesi, içmesi, alışverişi… Her şey pahalı. Bunu kabullenmek lazım. Birçok restaurantın görece daha ekonomik “öğlen yemeği” menüleri var, set menüleri var. Sokak yemeği seçenekleri de oldukça fazla, ama hiçbir şey İsveç’i ucuzlatmaya yetmiyor. Üstelik yabancısı olduğunuz bir para birimi de olunca kontrolü elden kaybetmek çok olası.

Stockholm Gezilecek Yerler
Gamla Stan ve Çevresi
Stockholm’ün “tarihi şehir merkezi” diyebileceğimiz Gamla Stan’dan başlayalım gelin söze. Sokaklarını -hele bir de hava güneşliyse- gezmesi çok zevkli bir bölge. Öncelikle Stockholm’ün en dar sokağı Mårten Trotzigs gränd‘dan başlayalım. Önünde bir kuyruk göreceksiniz sokağın. Ayrıca bir uyarı, gece belli bir saatte (sanırım 22.00) sokağın girişindeki kapılar otomatik kapanıyor. Ben içinde yalnızım diye mutlu mesut fotoğraf çekerken, kapılar korku filmi gibi otomatik kapanınca bunu tecrübe etmiş oldum. Ama korkmayın, içeriden açabiliyorsunuz, dışarıdan ise kilitli. Buradan çıktıktan sonra oldukça fotojenik Själagårdsgatan ve Prästgatan adlı sokakları gezebilirsiniz. Hemen yakında bir de Alman Kilisesi var, S:ta Gertrud, Tyska kyrkan.

Tüm Stockholm fotoğraflarında en başta göreceğiniz o renkli binalar ise Stortotget adlı meydanda. Bu meydanda aynı zamanda Nobel Müzesi de bulunuyor. Sokakta hava güzelse banklara oturup hem o binaları, hem gelip geçenleri izleyerek biraz vakit geçirebilirsiniz.
Gamla Stan’dan Östermalm bölgesine geçen tarafta kraliyet sarayı Kungliga Slottet bulunuyor. Burası hala bu amaçla kullanılan bir saray, çünkü İsveç’te hala bir kraliyet ailesi var. Sarayın belli bir kısmını gezebiliyorsunuz, bunun dışında burada genellikle 12.15 ya da 13.15’te (haftaiçi ve tatil günleri) nöbet değişim töreni düzenleniyor. İzlemek isterseniz sarayın arka avlusunda görebilirsiniz, tam saat ve yer bilgileri sarayın girişindeki ilan panosunda aylık olarak duyuruluyor.
Şimdi sahile çıkıp, Östermalm’e yürümeye başlayalım. Hava güzelse şunu fark edeceksiniz, bu insanlar güneş için yaşıyor. Güneş çıkar çıkmaz her neredelerse çıkıp, sokakları dolduruyorlar. Şehir düzeni de güneşe tamamen hazır, plajları, deniz bisikletleri, dondurma arabaları, açık hava teraslarıyla güneşli her anı değerlendirmeye hazırlar. İnsana kendisini iyi hissettiren bir düzen.

Normalm ve Östermalm
Normalm için aslında bir nevi şehir merkezi diyebiliriz, tren istasyonu, otobüs garajı, belediye binası, hepsi burada. Öncelikle belediye binası Stadshuset için bir parantez açalım, bu bina Stockholm için epey önemli zira. Binayı gezmeniz için buradaki linkten bir rezervasyon yapmanız gerekiyor ve sonrasında rehberli olarak bir tura katılıp, gezebiliyorsunuz. Bina önemli dedim, çünkü binanın “altın oda” olarak geçen ve hakikaten tamamı altın olan duvarlarında bir temsili resim var. Resimde tüm Dünya, Stockholm’ü bu bina için kutluyor. Doğu’yu biz bayrağımızla temsil ederken, Batı’yı ise ABD temsil etmiş. Rehber bu resmi anlatırken, “dönemin şartlarında böyle çizilmiş, yoksa dünyanın merkezi olmadığımızı biliyoruz” dedi.

Bu bölge Stockholm’ün en iyi müzelerini de içerisinde barındırıyor. Bunlardan ilki Nationalmuseum. İçerisinde IKEA ürünleri bile sergileniyor. Tabii ki kulağınıza gayrı ciddi bir yermiş gibi gelmesin, müzede çok önemli eserler var. Bunlardan beni en çok etkileyeni “Kral 11. Karl’ın Naaşının Eve Getirilmesi” tablosu. Zaten müzede de en çok ilgi gören tablolardan birisi.
Nationalmuseum’dan çıkıp, köprüden karşıdaki ufak adaya geçtiğinizde ise Modernamuseet‘e gidebilirsiniz. Modern sanat müzelerini genellikle sevmeme rağmen, burası açıkçası çok ilgimi çekmedi. Güncel sergilerle ilgili de olabilir. Siz gitmeden müzede hali hazırda neler olduğuna bakarak gidip gitmeyeceğinize karar verebilirsiniz.
Östermalms Saluhall ise acıktığınız zaman uğrayacağınız yer. Bir nevi hal binası, içerisinde restaurantlar da var, günlük şarküteri – balık – gıda alışverişi yapabileceğiniz yerler de. Bildiğimiz hal binalarının bir miktar daha pahalısı diyebiliriz ya da. Bir öğlen burada İsveç’in meşhur “Toast Skagen’ini” yemek güzel olabilir.
Sonrası çıkıp Östermalm sokaklarını rastgele dolaşmak… Şehrin merkezi noktalarından Hötorget’te Pazar günleri bir bit pazarı kuruluyor. Her ne kadar şu an kapalı olsa da, siz civardayken açılmışsa şehir kütüphanesi de Stockholm’ün en çok görülmesi gereken yerlerinin başında listeleniyor.

Djurgarden
Kraliyetin eskiden av alanı olarak kullandığı ufak bir ada burası ve Stockholm’ün belki de çoğu listeye göre en iyi müzesini barındırıyor içerisinde. Vasamuseet. Vasa 10 Ağustos 1628’de Stockholm limanından ayrılıp, 1500 metre yolculuk yaptıktan sonra batan bir gemi. 1968’de çıkarılmaya başlanıyor ve bugün orijinal Vasa gemisinin %98’i yeniden inşa edilmiş halde bu müzede sergileniyor. Müzeye giriş 240 SEK, çok iyi hazırlanmış, oldukça detaylı ve en az 2-3 saatinizi geçireceğiniz bir müze.

Vasamuseet’in hemen yanında ise Nordiska Museet var. Bu müzeye ben bir posterle tav oldum, aslında görmek programımda yoktu, ama bence gerçekten görülmesi gereken bir müze. Nordik yaşamla ilgili oldukça ayrıntılı bilgi ediniyorsunuz, girişindeki kutupların erimesiyle ilgili sergi de, en üst katında dönem dönem bir kişi tarafından canlandırılıp, film haline getirilmiş ufak kesitler de kendisini izletiyor. Giriş 170 SEK.

Adada gene en popüler seçeneklerden ama bana yapay geldiği için ziyaret etmeyi tercih etmediğim Skansen, eğer grubun hayranıysanız ABBA Müzesi ve aynı zamanda bir tema park da bulunuyor. Bu adaya Gamla Stan’dan vapurla ulaşmak da mümkün.
Södermalm
Stockholm’ün benim için en güzel bölgesi burasıydı. Ben Södermalm desem de, aslında Hornstul’da bulunan otelime de her gün bu mahalleden geçerek gittim. Gece geç saatlerde bile sahilinde yürümek çok keyifliydi, o soğuk havada seyyar saunalardan çıkıp denize giren İsveçliler’i imrenerek seyrettim. Kaldığım otel Hornstul bölgesindeki bir ufak adada bulunan Langholmen idi. Burası aslında eski bir hapishane ve ben de bu hapishanenin eski bir hücresinde kaldım. Kahvaltısı mükemmeldi. Otel de merkezden biraz uzak olmakla birlikte, toplu ulaşım kullanırım diyorsanız ya da yürümeyi seviyorsanız güzel bir konumda.

Günümüz tabiriyle Södermalm aslında biraz şehrin “hipster” mahallesi. İkinci el butikler, barlar, kraft biracılar, çeşitli ülkelerin mutfaklarının restaurantları hep bu mahallede bulunuyor. Gezilecek yerleri de az değil. Bizim açımızdan talihsiz bir isme sahip Götgatan en meşhur alışveriş caddelerinden biri. Granit, Designtorget, H&M gibi birçok meşhur İsveç mağazasını burada görebiliyorsunuz.
Benim en sevdiğim yerlerinden biri eski İsveç evlerini korumuş ufak bir mahalle olan Bergsprangargrand. Bir anda bir merdiven çıkarak zamanda yolculuk yapmış gibi buraya ulaşıyorsunuz. Benzer bir atmosferi Nytorget bölgesinde ve Fjallgatan Caddesi’nde görmeniz de mümkün.

Mariberget ise hem manzara izlemek, hem de hava koşulları el verirse günbatımı görmek için en güzel yerlerden biri.

Skogskyrkogården
Stockholm’ün mezarlığı… Bence şehirde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Bizdeki mezarlıklarla çok farklı bir ortam. Girişte sizi karşılayan alan krematoryumda yakılanların küllerinin savrulduğu ve geniş bir yeşillik olarak tasarlanmış bir kısım. Burada insanlar güneşleniyor, oturuyor, top oynuyor… Şehir yaşamının bir parçası haline gelmiş aslında mezarlık.

Mezarlığın geri kalanında da bisiklet sürenler, spor yapanlar görmek anormal bir durum değil. Mimari olarak da oldukça ilgi çekici bir yer burası. Skogskapeller adlı şapel, yeni ve eski krematoryum binaları, kilisesi, hemen girişte sizi karşılayan ufak şapeller… Hepsi çok güzel.
Buraya yarım gün kadar ayırmanızı tavsiye ederim. Kavramın bize göre farklılığı ilginç gelecek ve bir açıdan da iyi hissettirecek.

Stockholm Metrosu
Stockholm Metrosu için dünyanın en uzun sanat galerisi diyorlar. Hiç de yanılmıyorlar. Öyle birkaç saatte gezilecek gibi değil, en azından 3.5-4 saatinizi ayırırsanız iyi olacaktır.
Ben burada size kendimce en güzel bulduğum istasyonları yazacağım: Kırmızı hat üstünde Kungstradgarden, Tekniska Hökskolan, Mörby Centrum, mavi hat üstünde T-Centralen, Solna Centrum ve Tensta, yeşil hat üstünde ise Stadion… Tensta istasyonu özellikle en ilginç olan yerlerden biri, daha çok göçmenlerin yaşadığı bir mahallede bulunduğu için onlara bir hoşgeldin yeri olarak tasarlanmış. Türkçe dahil birçok dilde isim ve hitaplar görüyorsunuz.
Metro turunuzu Omnipollos Kyrka adlı ilginç bir kraft bira mekanı da bitirebilirsiniz, kendi biralarını yapan bu mekan, bu biraları eski bir kilise binasının içerisinde yapıyor. Fazla cana yakın değiller, ama biraları güzel.
Stockholm Yeme – İçme
Öncelikle fika kavramından bahsetmek lazım. Dümdüz söylersek “kahve molası”, ama bu önemli bir mola. Günün herhangi bir saatinde olabilir, bazı işyerlerinde fika saati düzenlemek zorunluymuş hatta. Kahvenin yanına tatlı bir şey, tercihen kanelbulle, yani İsveç’in meşhur tarçınlı çöreğinden tüketebilirsiniz. Ayrıca çay da yaygın olarak tüketiliyor.
Kahve bu kadar yaygın ve önemli olunca, açıkçası oldukça fazla ümitliydim, ama kahve konusunda İsveç bana beklediğim tatmini vermedi. En sevdiğim kahveciler Drop Coffee, Johan & Nyström ve Volca oldu.

Bir de gelelim içki konusuna. İsveç Avrupa’ın içki konusunda en sıkı ülkelerinden biri. Belli bir alkol derecesi üstündeki içkilerin tamamı System Baloget adlı, devlete bağlı marketlerde satılıyor. Akşam saat 7 sonrası ve Pazar günleri bu market kapalı, dolayısıyla yüksek alkollü içki tüketmenin tek yolu dışarıdaki mekanlara gitmek. Fakat tüm bunlarla doğru orantılı olarak, alkol yer yer Türkiye’den bile daha pahalı olabiliyor. İsveç’in geçmiş travmalarından gelen bir durum bu, alkolizmle ilgili ülkede yaşanılanlar bu tedbirlerin alınmasına sebep olmuş. Tüm bunların yanında ülke cinleri ile ünlü ve benim favori barım da Hernö Gin Bar oldu. Cin bazlı kokteyller 185 SEK civarında, bara oturursanız nasıl hazırlandığını da rahat rahat izleyebilir, kendinizi kaptırabilirsiniz. Ortam da çok güzel. Burayı mutlaka tavsiye ederim.

Kryp In
İsveç’te yemek konusunda da açıkçası çok aşırı tatmin olmadım. Burası da beni hayalkırıklığına uğratan yerlerden biri oldu. Geyik eti ve bir de beef tartar yedim, toplam 512 SEK hesap ödedim ve yediklerimden mutlu olmadım. Rezervasyonsuz gitmeyin.

Gastabud
Burası Gamla Stan’daki en popüler restaurantlardan biri. Burada meşhur İsveç Köftesi’nden yedim ilk kez, çok farklı gelmedi tadı açıkçası. Ayrıca bu akşam ilk kez İsveç’te fena halde yaygın olan cider’lardan içtim, gerçekten güzeller ve meyve suyu gibi çaktırmadan gidiyorlar. Hesap 370 SEK geldi.

Tradition
İki günlük ısrarımdan sonra, burada artık deniz ürünlerine döndüm. İsveç’in en meşhur mezelerinden biri herring balığı, bunu çeşit çeşit yapıyorlar. Benim favorim hardallı olan oldu. Başlangıç olarak 3 ya da 5 çeşitlik versiyonlarını söyleyebiliyorsunuz. Ben üç çeşit olanından söyledim ve yanına da laxpudding denilen, somonlu bir yemek… İkisi de çok güzeldi. İşte şimdi konuşuyoruz Stockholm dedim. Hesap 462 SEK geldi.

Lisa Elmqvist
Södermalm Saulhall’ün içerisinde bir yer burası. Çoğu zaman dolu. İsveç’in en meşhur yemeklerinden biri de toast Skagen denen, karidesli tost. Çok da güzel, ayrıca yanına yine herring de söyledim. Burayı öğlen yemeğinde mutlaka tavsiye ederim. Toplam 500 SEK hesap ödedim.

Skeppsbro Braggeri
Hava güneşliyse, Gamla Stan’daysanız, kendinizi buraya bırakın. Güneş çıkınca bir anda sanki saklandıkları yerden fırlayan İsveçlilerin kuyruk oluşturup, en çok güneş gelen masayı kapma yarışlarına ortak olun. Ben burada böyle bir günde somonlu ekmek yedim. İçecekle beraber 201 SEK verdim.

Slingerbulten
Burası da yine oldukça fazla ilgi gören ve rezervasyonsuz yer bulmanın zor olduğu mekanlardan. Ben bu kez herring’in kızarmış versiyonunu tercih ettim, yanına da sirkeli domates salatası ve bira söyledim. Stockholm’deki favori mekanım burası oldu. 462 SEK hesap ödedim.

Haqet Swedish Street Food
Burası İsveç sokak yemekleri yapan bir yer. Google Maps’te baktığınızda puanının oldukça yüksek olduğunu göreceksiniz. Bunu da fazlasıyla hak ediyor. İsveç köftesinin geyik etiyle yapılan versiyonunu yedim ve gerçekten çok beğendim. Hesap birayla beraber 330 SEK geldi. Burayı atlamamanızı öneririm.











Leave a reply