Güneydoğu’ya Veda: Hatay

Sabah güneş açmış neyse ki, biraz geç iniyoruz kahvaltıya, artık biraz yorulmuş durumdayız ve vaktimiz de geniş olunca, birazcık tembellik yapıyoruz. Otelde kahvaltının ardından yola çıkıp Antakya Şehir Merkezi’ne gidiyoruz, ilk durağımız Arkeoloji Müzesi. daha fazlasını okuyun

Reklamlar

Karışıklığın Ortasında: Gaziantep

Gaziantep’e geliyoruz, saat akşam 9’a yaklaşıyor. Navigasyonda bir takip hatası yüzünden, ilk önce Karşıyaka’nın arka taraflarında buluyoruz kendimizi ve tekrar yaptığımız bir ayarla geri dönüp, tarihi şehire giriyoruz. Otelimiz, Anadolu Evleri tam da meşhuur İmam Çağdaş’ın arka tarafında. Öyle ki, “İmam Çağdaş, otelin restaurantı” diye dalga bile geçiyoruz yeriyle, kokular otelin avlusunda. daha fazlasını okuyun

İnsanlık Tarihini Değiştiren Şehir: Şanlıurfa

Tüm bu kargaşanın ortasında, Şanlıurfa’da içi polisle dolu bir otelde uyanıyoruz. Bir “dinlenme durağı” sanırım Şanlıurfa, görece daha sakin olduğundan. Kendi aralarında konuşuyorlar, bir yandan haberleri izliyorlar. Öyle ki oteldeki tek sivil biziz. daha fazlasını okuyun

Şanlıurfa’ya Doğru: Perre – Atatürk Barajı – Halfeti ve Birecik

Ülkede bizim şu an gezdiğimiz bölgede olup bitenlerden dolayı geçirdiğimiz morali bozuk bir gecenin ardından, otelimizde kahvaltı yaparak çıkıyoruz yola. Geceki stresimiz biraz azalmış durumda, hani böyle zor zamanlarda gün ışığı sanki her şeyi güzelleştirir ya, öyle bir ruh haliyle sanırım, rahatlamışız, her şey normalmiş gibi, olan biten hiçbir şey yokmuş gibi… daha fazlasını okuyun

Güneşin Ana Vatanı: Nemrut

Sabaha karşı 4’te çalıyor telefonun alarmı, hava henüz aydınlanmamış.Güneşi karşılamaya gidiyoruz bu sabah, otelimiz milli park girişine çok yakın bir konumda, Karadut Köyü’nün biraz ilerisinde Hotel Euphrat Nemrut isimli otel. daha fazlasını okuyun

Geçerken: Elazığ ve Malatya

Diyarbakır’dan ayrılma vakti. Benim biraz moralim bozuk anlattığım sebeplerden, bu şehrin akılda, “Diyarbakır’dan nihayet ayrılıyoruz” şeklinde değil, “bir daha ne zaman döneceğiz” diye kalmasını isterdim.

Nemrut’a doğru gidiyoruz, Elazığ ve Malatya’yı ziyaret edeceğiz giderken. Yolumuzun üzerinde Hazar Gölü var. Tektonik yapılı bu göl, yakın geçmişte tehdit altındayken, 2007 yılında gölden su çekimi durdurulmuş ve bir iyileşme sağlanmış. daha fazlasını okuyun

Diyarbakır: Nasıl Bıraktım, Nasıl Buldum

Diyarbakır…

Bu şehrin adını duyunca, herhalde nötr kalabilen bir insan yoktur. Herkesin kafasında bir şey canlanır. Gazetelerden, haber bültenlerinden eksik olmaz Diyarbakır adı. İlk yazıda söylemiştim, beş yıl önce geldiğimde bu şehre korkuyordum. Bu şehirde kaldığımız ilk gece, bayramdı ve dışarıda tüm çocuklar çatapat atıyorlardı. Bir yandan bağıra çağıra insanlar yürüyordu. Çatapat seslerinin üstüne, bağırtılar da gelince istemsizce kalkıp yataktan dışarı bakmış, sonra nedense odanın dışarıdan görülmeyecek bir köşesine gidip saklanmıştım. daha fazlasını okuyun

Anadolu’nun Renkleri: Midyat – Hasankeyf – Malabadi Köprüsü

Mardin’e yaklaşık bir saat uzaklıkta, Mardin’in ufak bir kopyası var: Midyat… Ülkemizin doğası gereği, maalesef daha çok dizilerle ünlü olmuş durumda. “Bir Bulut Olsam’ın çekildiği konak”, “Aşk Bir Hayal’in çekildiği kuyumcu” gibi tanımlarla geziyorsunuz ilçede. “Bu binanın tarihi nedir, eskiden kime aitmiş” gibi soruların cevaplarını minik rehberlerinizden bulmanızın imkanı yok. daha fazlasını okuyun