Şöyle Bir Sivas

Nüfusa kayıtlı olduğum şehre, 24’ümde attım ilk kez adımımı geçtiğimiz ay. Yüzlerini ilk kez gördüm birçok akrabamın. Hazır gitmişken, o iki günde, şehri de turladım şöyle bir elbet, hakkıyla gezdiğim söylenemez, yüzeysel bir gezi bile oldu denilebilir belki, geri dönmem gerekiyor.

Amasya – Sivas arası işleyen bir bölgesel ekspress var. Trene vurgun benim gibi biri elbette bu yolda, iki saat daha fazla gitmeyi göze alacak ve bu trene binecek… İyi ki binmişim, küçücük köy istasyonlarından, güzelim manzaralardan geçerek vardık Sivas’a. Trenin bölgesel olduğuna bakmayın, şu an Türkiye’de Fatih Ekspresi gibi ekspreslerin kullandığı, en iyi durumdaki vagonlar var bu trende de. (Şu an diyorum ama, kabullenemediğimden herhalde. Şu an Fatih Ekspresi diye bir trenimiz yok maalesef.)

Sivas Garı’ndan taksiye binip, son sürat vardık gideceğimiz yere, yerleştik ve dışarı çıktık. Atatürk’ün “Cumhuriyet’in temellerini burada attık” dediği Sivas Kongresi’nin yapıldığı binayı gördük ilk olarak, gezme işini yarına bıraktık.

Kongre binasının hemen karşısında, meşhur Çifte Minare’nin de bulunduğu meydan var. Etrafı parka çevrilmiş. İlk olarak karşınızda Buruciye Medresesi var.

Medresenin içinde bugün, el sanatları mağazaları ve oturma yerleri bulunuyor. Dışında fotoğrafta dikkatinizi çektiyse bulunan kararmayla ilgili rivayet muhtelif. Söylenene göre, Timur ordusu ile Sivas’ı kuşattığında, etrafı yakıp yıkma huyu sebebiyle, Sivaslılar tarafından medresenin önü ateşe veriliyor ve böylece medrese Timur’un gözünden kaçırılıp ayakta kalıyor. Bugüne ise, o günden hatıra bu karalık… Taşlara, mimariye zarar vermemek için giderilmiyor.

6525_241

Hemen yan tarafta Çifte Minare var. İlhanlı Dönemi’nde yaptırılan medresenin günümüze bir tek ön kapısı ulaşabilmiş.

6525_241

Burası ise, hemen ana yolda bulunan Valilik binası… 1884 yılında yaptırılan bu bina, büyük bir yangında epey hasar görmüş ve hatta 3. katı tamamen yok olmuş. Sonrasında ise yeniden yapılarak, bugünkü görünümüne ulaşmış. Bina, bugün da yapıldığı dönemki gibi Hükümet Konağı olarak kullanılıyor.

Bugünlük bu kadar gezip, ertesi güne sakladık devamını. İlk durak Sivas Arkeoloji Müzesi… Müzede beni en çok bir adamın ahırının tabanında bulunan mozaik etkiledi. Mozaik, ahırda dışkılar ve asidik ortam sebebiyle zarar görmüş olsa, kurtarılabildiği kadarıyla müzede sergileniyor.

Arkeoloji Müzesi’nin ardından, Kongre Müzesi’nde sıra. Bu müze, bugün Sivas Kongresi’nin yapıldığı yer olması sebebiyle, üst katıyla bu konuyu işlerken, alt katı ise Etnografya Müzesi işlevi taşıyor. Anadolu’nun diğer kentlerindeki Etnografya Müzeleri’nden çok büyük bir farklılığı yok. Sivas Kongresi ile ilgili bölüm ise kongre metninin yanı sıra, kongre katılımcıları, dönemin belgelerini içeriyor.

6525_246

Herkes odasına dinlenmeye çekilmişken, ben tek başıma dışarıda dolaşmaya karar verdim. Buruciye Medresesi’nde bulunan Turizm Bürosu hiç açılmadı, bir harita almak istiyorum ki daha iyi gezebileyim. Nihayetinde, Sivas Kalesi’ne giden yolda karşıma çıktı Turizm Bürosu, fakat oradan da harita almam mümkün olmadı, çünkü yokmuş. Şaşırmadım.

Sivas Kalesi, bugüne pek kalmamış bir yapı aslında. Kalenin zamanında bulunduğu ufak tepe, bu isimle anılıyor ve bugün orada çay bahçeleri var. Şehir manzarası görmek için çıkılabilir, fakat kale namına görülecek pek bir şey olmadığını söylemem gerekiyor.

Türkiye’de üç şehirde bulunan Gök Medrese’lerden biri de Sivas’ta ve şu an tadilatta. Aslına uygun olmayan ve tarihi yapıyı bozan bir tadilat yapılıyor, tarihi binalara umarsızca alçı sürülmesinin mantığını ben halen çözemedim, fakat halen yapıyorlar. Mardin’deki abbaralar, Tokat’taki camiinin kemeri… Bir de Gök Medrese’de olduğu gibi taşlarla oynamalar, etrafını abartılı bir şekilde çevirmeler…

Sivas Ulu Camii ise eğik minaresiyle dikkatimi çekti. Anadolu’nun ilk camiilerinden biri ve camii iç yapılarının gelişmesinin öncüsü olarak görülüyor Ulu Camii.

Sonra girdim bir caddeye ve orayı gördüm. Eski tarihli Valilik imzalı Sivas Gezi Rehberleri’nde hala kalacak yer olarak önerilen eski bir oteli… Temizlenmiş, paklanmış, dışı değiştirilmiş ve güzel bir de tabela asılıp önüne kimsecikler anmaya kalkmasın diye polis dikilmiş. Katillerin adı da içerideki levhaya yazılmış. Böyle yapınca, orada o insanlar yakılmamış, kimsecikler ölmemiş, böyle bir şey olmamış sayılıyor, her şey temizlenmiş oluyor!

6525_249

Bu gördüğünüz bina eski Madımak Oteli, Sivas Katliamı’nda aydınlarımızın yakılarak öldürüldüğü otel. Bugün ağzım dolu dolu şöyle bir “memleketim aslen Sivas” diyemiyorsam, bir burukluk oluşuyorsa içimde, sebebi.

Bu yazıda, bir kez daha saygıyla anıyorum hepsini, Metin Altıok’un dizeleriyle:

“heybesinde yılan işaretleri / baldıran zehiri / yüzüğünün içinde / ve yanında / kav taşıyan ben; / tekinsizim size göre / ibret için yakılması gereken…”

6525_243

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *