Kahramanmaraş

Geçen sene bahar aylarında yaptığımız Adana – Mersin gezisine, mide kaynaklı sebeplerle Gaziantep’ten başlamaya karar verince, bir de değişiklik yapmak istemiş ve bölgede görmediğimiz tek şehir olan Kahramanmaraş’a çevirmiştik yolumuzu. Bir sabah ritüeli olan Metanet’te beyran çorbası ve ardından Zekeriya’da katmer ile birlikte Kahramanmaraş yoluna koyulmuştuk. daha fazlasını okuyun

Reklamlar

Adana ve Çevresi

Aylardan Mayıs ve hava 29 derece… Adana’da Taş Köprü’nün üzerinde, sıcaktan bunalmış bir vaziyette etrafı seyrediyorum. İşte o an, tam da o an, yazın ortasında güneşe ateş eden adamı anlayabiliyorum içtenlikle. Ben ki sıcak severim, Adana’nın sıcağı 29 dereceye rağmen fazla geliyor, köprünün etkisiyle birleşip de Temmuz ortasında Ege’deymişiz etkisi yaratıyor, hazır değilim. daha fazlasını okuyun

İzmir’in Metropolis’i

Bugünlerde televizyonda dönen reklamlar sebebiyle, reklamların sahibi havayolu şirketinin telefonları sık sık Gotham ve Metropolis’e bilet almak isteyen insanlar tarafından meşgul ediliyormuş. Gotham’a nasıl gidileceğini bilemiyorum, fakat Metropolis için çok uzaklaşmanıza gerek yok. M.Ö. 3-2. yüzyıllar arasında gelişimini tamamlamış, bağcılık ve zeytin üreticiliği ile geçinip, aynı zamanda ticaret yolları üzerinde kurulmuş olmanın yararlarını, bu yollardan da gelir elde ederek sağlayan bir kent var İzmir’in Torbalı ilçesinde: Metropolis. daha fazlasını okuyun

Hisarönü Körfezi

Marmaris’te tatil yaparken, Hisarönü Körfezi’nde günübirlik tekne turuna çıkmaya karar verdik. Öncelikle belirtmeliyim ki, günübirlik tekne turlarının denizlere belki eksik denetlemeden dolayı zarar verdiğini bu yaz çok daha çarpıcı biçimde algıladım. Ayrıca farkındayım ki, bu turlar aslında “mavi yolculuk” diye bilinen turların, “fragman” bile olamayacak kadar minyatürleri. O uzun mavi yolculuk hayalimi yine bir başka yaza erteleyerek razı oldum günübirlik bir tura çıkmaya. daha fazlasını okuyun

Bergama’nın Mirası

Otobüs Bergama’ya girerken, Bergama’nın en yüksek tepesinde görünen Akropolis, bana bir anda Atina’yı hatırlatıyor. Şehrin hemen her yerinden gözüken hakim bir noktada Akropolis, Atina’daki muadili gibi görkemli görünmüyor belki, ama olan manzara da yetiyor, hem Bergama mirasını koruyamamış bir şehir,  belki şöyle söylemek daha doğru olur, Bergama’nın mirasını korumasına izin verilmemiş.

daha fazlasını okuyun

Erciyes Kayak Merkezi

2015 yılında başladığım ve çok sevdiğim kayağa o yıldan sonra Erciyes’te her yıl birkaç günlük tatillerle ancak Erciyes’te devam edebildim. 2015 yılında ilk kez Uludağ’da kayak yapmış ve kayak öğrenme maceramı da Yola Çıkmalı’da anlatmıştım, okumak isterseniz bağlantıya tıklayabilirsiniz. daha fazlasını okuyun

İzmir’in Yanıbaşında – Sığacık Pazarı

“Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.”

Cittaslow/sakin şehir hareketinin Türkiye sayfasında alıntılanmış Milan Kundera’nın bu sözleri. Bu hareketi hatırlatmamın sebebi ise, bu yazıda size Türkiye’deki on sakin şehirden biri olan Seferihisar’ın mahallelerinden olan Sığacık’tan ve burada kurulan pazardan bahsedecek olmam. daha fazlasını okuyun

Hayatı Renklendir: Kula

Ankara – İzmir yolunun bir yerlerinde Kula’ya gelirsiniz ve sizi kocaman tabelalar karşılar: “Kula Evleri’ni Gördünüz mü?” Gelip geçen çoğu kişi için bu sorunun cevabı “hayır” olur, yıllardır bizim için de böyleydi. Bu yıl İzmir’e giderken, havanın güzelliği, yolculuğun hafiften yorucu olmaya başlaması ile birlikte Kula’ya girmeye ve o soruya olumlu cevap vermeye karar verdik. daha fazlasını okuyun

Haliç’in Kıyısında : Balat, Fener ve Pierre Loti

Bu yazı Ekim 2018’de güncellenmiştir. 

“Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız / örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk / yahut bir adam bıçaklasak / yahut sokaklara tükürsek / ama en iyisi çeker giderdik / geyikli gecede uyurduk…”

Eminönü’nden bindiğimiz otobüsten Balat durağında iniyoruz, duvarda “geyikli geceyi hep bilmelisiniz…” yazıyor, en sevdiğim Turgut Uyar şiiri. İstanbul’un Altın Boynuz’u Haliç’in kıyısındayız, Haliç’in kıyısında iki semti gezeceğiz, Balat ve Fener. Yakın zamana kadar unutulmuş olarak bir köşede sıralarını bekleyen bu iki semt, bugün büyük kalabalıkları çekiyor kendisine. daha fazlasını okuyun