Cascais – Sintra – Cabo da Roca

“Şu anda bile etkisi sürüyor, okyanusla karşılaşmamın…”

Ataol Behramoğlu / Okyanusla İlk Karşılaşma

Lizbon’dan günübirlik ziyaret edebileceğiniz üç ayrı yeri anlatacağım bu yazıda. Çoğu yerde bunun toplu ulaşımla yapılmasının zor olduğu söylense de, aslında mümkün ve hiç de zor değil. Bir diğer rastladığınız bilgi ise bunun pahalı olacağı, fakat bu da çok doğru değil. O zaman haydi, yola çıkalım!

daha fazlasını okuyun

Reklamlar

Porto Gezi Rehberi

Portekiz’in kuzeyinde, tüm dünyada şarapları sayesinde ismi tanınan şehir Porto… Aslında şarap turu yaparken rehberin söylediği haliyle, “Porto’da üretilmeyen, ama madem tüm dünyada böyle biliniyor, neden değiştirelim denilerek Porto şarabı denilen” bir şarap bu, ama ne gam… İşte Porto!

daha fazlasını okuyun

Lizbon Gezi Rehberi

Hava çok sıcak, Lizbon 30 derecenin üstünde, şehrin yokuşları ise durumu hiç de kolaylaştırmıyor. Kim nasıl tanıtırsa tanıtsın, o köprüye rağmen bu şehir İstanbul’a hiç mi hiç benzemiyor.

Benzediği bir yer var mı derseniz, Avrupa’da o da yok. Kıtanın en batı ucunda, bambaşka bir şehir Lizbon. Fado’nun doğduğu Alfama’sıyla, Bairro Alto’su, Baixa’sı, Chiado’suyla… Lizbon, sonunda kavuştuk!

daha fazlasını okuyun

İstanbul’un Adaları (1) – Kınalıada ve Burgazada

“Yazmasaydım deli olacaktım…”

Sait Faik Abasıyanık

Bizans döneminde balıkçılar ve manastırlardaki rahip ve rahibeler dışında yaşam olmayan İstanbul’un Adalar’ı bugün İstanbul’dan kaçmak isteyenlerin en kısa kaçış noktası. Bir zamanların sürgün noktaları, bugün havanın güzel olduğu haftasonlarında hayal edilmesi imkansız kalabalıkları ağırlıyor, kafa dinleme, şehirden kaçma gibi hayallerin yerini, vapurda yer bulamama, restaurantlara rezervasyon yaptırma ve özellikle Büyükada’da kalabalık sebebiyle adım atacak yer bulamama gerçekleri alıyor.

daha fazlasını okuyun

Trakai Gezi Rehberi

Evimden 2500 kilometre uzaktayım, ama önüme gelen menüde neler yazdığını anlamak için bu kez İngilizce’ye ihtiyaç duymuyorum. Yemekler de, isimleri de yabancı değil bana. Ufak harf farklılıkları var elbette, ama seçeneklerim arasında kavurma var, tavuk var, balık bile var. Aslında Türk lokantalarının çokluğu düşünülünce bu o kadar garipsenecek bir şey değil, ama bu restaurant bu şehrin yerlilerine, Karay Türkleri’ne ait. daha fazlasını okuyun

Atina Gezi Rehberi

Bir buzuki sesi geliyor kulağıma, duyar duymaz mutlu olmaya hazırım. Sese doğru yürüyor ve ulaşıyorum buzukiye, adam sanki sadece canı istediği için, sadece kendisi için çalıyor… Belki o yüzden o kadar güzel. Etrafına insanlar toplanmış, çaldığı meydan yine çok kalabalık. Haftaiçi mesai saatlerindeyiz ve bu ülkede yine hiç kimse çalışmıyormuş, yine de herkes mutluymuş gibi bir hava var. Tepemde güneş, Ocak ayına rağmen hava on altı derecelerde, tam da hayal ettiğim şey bu. Bir anda iklim değişti. Elli dakikalık bir yoldu bu halbuki yalnızca, bu kadar kısa zamanda benim de tüm havam değişiyor. Şu dünyada evimden uzaktayken evimde hissettiğim, her seferinde bana çok iyi gelmiş ülkenin başkentindeyim, canım Atina; ben geldim!

daha fazlasını okuyun

Baroksa Tamam: Vilnius Gezi Rehberi

Saat akşam on buçukta varıyorum Vilnius’a, otogardan çıkıp kendimce uygun bir noktaya taksi çağırıyorum. O gün cadılar bayramı, sokakta kostümler giymiş insanlar dolaşıyor. Taksici “bugün Vilnius’ta cadılar bayramı” diyor, sanki bir tek orada kutlanıyormuş gibi. “İstanbul’da var mı cadılar bayramı” diye soruyor, “kimi küçük etkinlikler düzenleniyor” diyorum. Otelimin önünde iniyorum. Kapıda Arap şeyhi kılığına girmiş biri daha var. daha fazlasını okuyun

Sigulda Yürüyüş Turu

Hava çok mu soğuk, acaba bu mevsimde de aynı zevki verir mi, gittiğime değecek mi? Biri beni vazgeçirsin diye bu soruları sorup durdum, ama herkes gitmemi söyledi. Tahmin de ediyordum seveceğimi, ama nedense o gün bir yorgunluk vardı üzerimde ve biri bana ikna edici şekilde “gitme” desin istiyordum. Nihayetinde bunu elde edemedim ve gittim. İyi ki gitmişim diyorum şimdi. O zaman kendimizi bir günlüğüne doğaya bırakalım.

Eğer elinizde Lonely Planet rehberi varsa ve oradaki “Kaleler yürüyüş turu” dikkatinizi çektiyse, o turun izlerini takip eden bir yazı olacak bu. O yürüyüşü nasıl yapacağınızı, nelerle karşılaşacağınızı ve nasıl bir gün geçireceğinizi anlatacak.

daha fazlasını okuyun

Riga Gezi Rehberi

Akşam 18.00’da bindiğim otobüsle Tallinn’den Riga’ya doğru yola çıkıyorum. Hava karanlık, ilginç bir şekilde güneye indikçe kar yağışı artıyor. Gecenin de etkisiyle sınırı geçtiğimizi ancak telefonuma gelen mesajdan anlıyorum. Riga’ya varınca taksi çağırıp otele gidiyorum. “Resmen kendi şehrimde metrolarla, metrobüslerle sürünüyorum eve gitmek için. Eurozone’da daha konforlu bir hayatım var” diye geçirip gülüyorum içimden. Elbette sebebi bu değil, taksinin 2-3 Euro gibi fiyatlarla otele gidiyor olması. Odama yerleşip, biraz Riga’daki günümü planlayıp uykuya geçiyorum, ertesi sabah Riga’yla ilk kez gerçek anlamda karşılaşacağız.

daha fazlasını okuyun