Meis Gezi Rehberi

“Eğer her şey bu şekilde olsaydı, eğer silahlarınızı alsalardı ve bize bunları bıraksalardı, çok daha iyi yaşardık, öyle değil mi?”

Meditarreneo Filminden

Türkiye’nin yalnızca 2 kilometre açığında, Yunanistan’ın en doğu toprakları olan bizim taktığımız ismiyle Meis’te hayata büyük ölçüde Türkiye’ye bağımlı olarak yaşanıyor. Rodos’tan yalnızca haftada 2 gün gelen gemi ve yine haftada iki kez Rodos’a düzenlenen uçak seferleri adanın Yunanistan’la olan tek bağı.

Fethiye ve Beyrut arasındaki tek güvenli liman olması sebebiyle Osmanlı döneminde On İki Ada içerisindeki en büyük ticari filo bu adada bulunuyordu. Türkler’e karşı isyan teşebbüsü 1913’te adanın bir Fransız üssü olmasıyla sonuçlanmış ve ada hemen ardından İtalyan kontrolüne girmiş.

Ada 1923’ten itibaren mübadelenin de etkisiyle önemini yitirmiş ve adalıların çoğu Avustralya’ya göç etmiş. Öyle ki Sydney’de bir “Kastellorizo Restorasyon Komitesi” bulunuyor. Adalılar yazları halen Avustralya’dan buraya geliyorlar. En azından şehrin denizden gözüken binalarını restore ettiriyorlar.

İkinci Dünya Savaşı döneminde İngilizler adanın boşaltılmasını emretmiş ve adayı bombalamış. Adadan ayrılanlar geri döndüklerinde harabelerle karşılaşmış. Bugün adanın kış nüfusu 500’e ancak yaklaşabiliyor.

Adanın  dış dünya ile en kesintisiz bağlantısı Kaş’la arasında düzenlenen günlük tekneler. Meis Express ve Kahramanlar adlı iki firma her gün sabah Meis’e gidiyor ve öğleden sonra 4’te dönüyorlar. Yol yaklaşık 20 dakika sürüyor. Yaz sezonunda haftanın iki günü (Çarşamba ve Cumartesi) Kaş – Meis arasında 18.00 ve Meis – Kaş arasında da 23.00 seferi düzenleniyor. Böylece adanın gecesini de yaşayabiliyorsunuz. Sabah gidip, 16.00’da dönmek 25, gece 23.00’te dönmek ise gidiş geliş 30 Euro olarak ücretlendiriliyor.

Biz gece dönmeyi tercih ederek biletlerimizi 30 Euro’ya Meis Express’ten alıyoruz.

Meis’e yaklaşırken çok güzel bir manzara karşılıyor sizi. Dediğim gibi adanın deniz kıyısındaki evleri tamamen restore edilmiş ve böylece dışarıya güzel bir görüntü verilmiş. Arka tarafa ilerledikçe bu görüntü yerini yıkık dökük evlere bırakıyor.

DSC08428

Adaya ayak bastığınızda yapmanız gereken ilk şey Mavi Mağara’ya gitmek olmalı. Adanın yan tarafında yer alan bu mağaraya giriş ancak öğlene kadar sağlanabiliyor. Sonrasında sular yükseldiği için mağarayı göremiyorsunuz.

Mağaraya ve ardından Aya Yorgi Plajı’na gitmek için kiralayacağınız tekneye kişi başı en fazla 10 Euro vermelisiniz. Bizim gördüğümüz kadarıyla en yüksek fiyatı tüm Türk blog yazılarında önerilen Kostas veriyor.

Mağaraya yaklaşık 15 dakikada ulaşıyoruz. Giriş zaten şimdiden epey küçülmüş durumda, teknenin kaptanı bize “yatın” diyor, son gördüğüm şey mağara girişindeki sarkıt ve yatıp gözlerimi kapatıyorum, motorlara güç veriyor ve ben kafamı kayalıklara vurmayı beklerken kendimizi mağaranın içinde buluyoruz. Görülen manzara gerçekten inanılmaz, suyun rengi daha önce gördüğüm herhangi bir suyun rengine benzemiyor. Atlayıp yüzmek istiyoruz, ama mağara girişini işaret ediyor kaptan, mağaranın içinde iki tur atıp çıkıyoruz.

Çıktıktan sonra atlayıp, yüzerek içeri girmemize izin veriyor.

DSC08392

Biraz yüzdükten sonra dışarıdan gelen “ela, ela” sesleri ile istemeye istemeye mağaradan çıkıyoruz ve istikamet Aya Yorgi Plajı.

Adanın hemen dışındaki ufak bir başka adada yer alan bu tesiste, Yunanistan’ın diğer adalarında alışık olduğumun aksine şezlonglar ücretli. Üstelik parça başı 4 Euro. Neyse ki görevlimiz Nikos, TL’nin mevcut durumunun farkında ve bizden şezlong ücreti almıyor. Ada diğer adalara göre de pahalı ve üstelik Yunanistan’ın geri kalanının aksine su da her yerde yaygın bir şekilde verilmiyor. İlk kez bir frappe istediğimde yanında su gelmediğine şahit oluyorum.

DSC08398

Saat kaçta dönmek istediğinizi buraya geldiğiniz kaptana söylüyor ve ona göre onun gelip sizi almasını bekliyorsunuz. Biz de saat 4’te adanın tek yerleşim yerini gezmek üzere merkeze dönüyoruz.

Merkezde ara sokaklara mutlaka girmelisiniz, deniz kenarındaki yolla yetinmeyin.

DSC08456

Öncelikle Steki adlı bir mekanda oturup gyros yiyoruz ve sonrasında deniz kenarında yürüyor, ara sokaklara dalıyoruz. Bu kısmı bitirdikten sonra yapılacak en iyi şey kaleye çıkıp Meis’e bir de kuşbakışı bakmak. Kale adını renginden alıyor ve bu isim adanın İtalyanca ismi Kastellorizo’ya ilham olduğu gibi, Osmanlı döneminde söylenen Kızılhisar’a da ilham oluyor.  Kaleden gerçekten nefis bir ada manzarası var.

DSC08497

Aşağı inerken ise geminin yanaştığı yerin tam tersi noktasındaki yerleşim birimlerine iniyoruz. Adanın günlük rutin yaşamı burada akıyor gibi. Hurda halinde birçok araba görüyorsunuz, zaten adanın tek yolu havaalanına giden yoldan ibaret. Okul ve kilisenin yanı sıra, ufak da bir köy meydanı var.

DSC08515

Ayrıca isterseniz adanın antik başkentini görmek için 400 basamak tırmanmaya takatiniz varsa Paleokastro’ya da çıkabilirsiniz.

Ayrıca merkezin etrafında çeşitli tavernaların önlerindeki şezlongları kullanarak denize girmeniz de mümkün. Üstelik burada caretta carettalar ile birlikte yüzüyorsunuz.

Sıra akşam yemeğine geldiğinde en çok önerilen ve yemeklerin lezzetine kefil olunan yer Lazarakis. Ürünlerin birçoğunun Türkiye’den geldiğini unutmayın. Özellikle sanırım sebze meyvelerin tamamı öyle. Adada fiyatlar Lazarakis’te özellikle Sakız ve Midilli’ye göre epey pahalı. Little Paris ve Billy’s uygun seçenekler olmakla birlikte, lezzet açısından sınıfı pek geçemiyor gibiler.

Dolayısıyla adada bir gece geçirmek size kalmış. Ben Meis’te kalmak bile istiyordum, fakat bununla da yetindim. Benim de size önerim zamanınız uyuyorsa gece feribotuyla dönebileceğiniz bir gün seçmeniz. Saat 4’te dönüyor olsanız da adada geçirdiğiniz vakit size yetecektir, fakat yine de bir yerin akşamını görmek de az şey değil. Burada yaşayan Yunanlarla konuştuğunuzda anakaraya bu kadar uzak olmak ve ilişkilerin stresli olduğu bir ülkeye bağımlı yaşamanın zorluğunu da hissetmek mümkün. Halklar arasında hiçbir sorun olmasa da politika her zaman kavgaya meyilli.

Üstelik Meis’te gezerken sohbet ettiğimiz bir esnafın söylediği gibi, “Türkler eskisi gibi çok gelmiyorlar, eskisi kadar almıyorlar… Bizim 2008’de yaşadıklarımızı yaşıyorsunuz.”

DSC08472

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.