Budapeşte Gezi Rehberi

Budapeşte’yi bugüne kadar birçok kereler gezi programımdan çıkarmak zorunda kaldım. Birinde Krakow’a gidebilmek için, bir Viyana gezimde yolum Almanya’ya devam edeceği için… Budapeşte’ye özel olarak zaman ayırmanın sırasıydı.

Türk Hava Yolları’nın kampanyası ve Aerobilet’in indirimini birleştirerek gidiş geliş 310 TL’ye bir Budapeşte bileti aldım Ağustos ayı içerisinde ve geçtiğimiz hafta nihayet bu geziyi gerçekleştirdim. Avrupa’nın ortasında, kendi içerisinde farklılaşmayı başarmış bir şehir Budapeşte.

Budapeşte Nedir? 

Budapeşte, Macaristan’ın başkenti. Tuna Nehri’nin ayırdığı bir şehir. Buda ve Peşte diye iki bölüme ayrılıyor. Çoğu kişi için asıl görülmeye değer kısmı Peşte olsa da, Buda tarafı da çok güzel.

Bir dönem 150 yıl boyunca Osmanlı’nın da hüküm sürdüğü şehirde bu döneme dair izler görmek çok mümkün değil, birkaç yer kalmış ancak… Avusturya – Macaristan İmparatorluğu dışında şehir, Alman ve Rus işgallerini de yaşamış. Macaristan uzun süren demir perde döneminin ardından 1989’da bağımsızlığını kazanmış, 2004’te AB’ye girmiş.

Bugün şu an başta olan Viktor Orban ise “Viktatör” takma adıyla anılıyor. Özgürlükleri kısıtlamak, medyayı baskı altına almak, ekonomiye zarar vermekle suçlanıyor. Mültecilere karşı takındığı tavır ise hepimizin malumu…  2018 yılı içerisinde gerçekleşecek seçimler için şimdiden asılan afişlerin birinde muhalefet partilerinden biri, “Orban ya da Avrupa?” diye sunuyor seçenekleri seçmenlere. Zaten söylenene göre Orban’ın koltuğu sallantıda.

Macaristan Para Birimi 

Macaristan’da forint kullanılıyor. 1 Euro 310, 1 dolar 260 Forint ortalama olarak… Para bozdururken birçok yer komisyon alıyor, komisyonsuz para bozdurabileceğiniz yerlerde ise kur genellikle çok düşük. Benim gördüğüm kadarıyla şehrin birçok yerine yayılmış olan Correct Exchange ofisleri en uygun komisyon oranıyla para bozdurabileceğiniz yer, yüzde 0.3 komisyon alıyor, böyle bir durumda her 100 dolarda kaybınız 80 forint civarı oluyor.

Tabii ki forintin değeri düşük olduğu için ve bir su aldığınızda bile markette 100-150 forint verdiğiniz için bir süre çok para harcıyormuşsunuz gibi geliyor.

Bunun dışında şehirde birçok yerde Euro da geçiyor, fakat genel olarak 300’e yuvarlıyorlar kuru. Bir miktar kayıp yaşıyorsunuz kısacası. Paranızı marketlerde yaptığınız harcamalarda Euro kullanarak bozmanız da mümkün, yine 300’e yuvarlanmış bir şekilde… Para üstünü forint olarak alıyorsunuz.

Budapeşte’de Ulaşım 

Öncelikle havaalanından şehre giderken taksi dışında iki alternatifiniz var. Birisi sizi metro istasyonuna götürecek olarak 200E numaralı otobüs ve oradan yapacağınız metro aktarması ile şehre ulaşabiliyorsunuz. Bunun için 530 Forint değerinde transferli bilet almanız gerek. Günlük biletler de bu hat üzerinden geçerli.

Ya da doğrudan şehir merkezine giden 100E numaralı otobüse binebilirsiniz. Bunun bileti ise 900 forint. Bu özel bir bilet, sadece bu otobüste geçiyor. Metroya aktarma yapamıyorsunuz.

Bunun dışında tek bilet 350, transferli bilet 530 forint. Metro içinde “single ticket” tipleri ile metrodan metroya aktarma yapmanız mümkün. Otobüsten metroya bu biletlerle geçemiyorsunuz. Günlük bilet 1650 Forint, 2-5 kişilik gruplar için günlük bilet 3300 Forint. On bileti bir arada alırsanız 3000 Forint veriyorsunuz, yani tek biniş 300 Forint’e denk geliyor.

DSC05034
Budapeşte Metrosu – M1 (Millenium) Hattı
Budapest Card gibi bazı müzelerde de geçerli kartlarla ücretsiz toplu ulaşım kullanabiliyorsunuz. Tramvay ve troleybüsler de şehirde yaygın. Budapeşte’nin İETT’si diyebileceğimiz BKK’ya ait haritalardan alırsanız, troleybüs, tramvay ve hatta otobüs hatlarını takip edebilir, rotanızı buna göre oluşturabilirsiniz. Aynı zamanda telefonunuza BKK FUTAR uygulamasını indirirseniz internetiniz olduğu sürece bir noktadan bir noktaya hangi ulaşım kombinasyonlarını kullanarak gidebileceğinizi görebilirsiniz.

DSC05149
Macar Otobüsü Ikarus
Tüm bunları bir kenara koyarsak, Budapeşte genel olarak yürüyerek gezilebilecek bir şehir.

Ve bir uyarı… Hiçbir şehirde kaçak yolculuk yapmanızı önermiyorum, fakat Budapeşte’de kontroller ayrıca sıkı. Binerken ya da indiğinizde istasyondan çıkarken bilet kontrolü yapılabiliyor.

Budapeşte’de Nerede Kalmalı? 

Budapeşte’de Peşte bölgesinde kalmak en mantıklısı. Şehri kolay gezmek açısından ise Peşte’nin Tuna’ya yakın kısımlarında yer bulunabilirse iyi olabilir. Fakat güzel restaurant ve kafelere yakın olmak ve farklı bir atmosferde konaklamak açısından en iyi seçenek 7. Bölge olarak da bilinen şehrin eski Yahudi Mahallesi olacaktır. Orta halli bir otelde kişi başı 20 Euro’yu en az gözden çıkarmanız gerek ki iyi ve merkezi bir yerde kalmak istiyorsanız en azından 30 Euro’ya çıkmanız gerekecektir genel olarak. Bunun yanı sıra Airbnb’den ev kiralamak da bir seçenek, biz öyle yaptık ve kişi başı 20 Euro’ya tek odalı da olsa bir ev kiraladık.

Budapeşte Gezilecek Yerler 

Özellikle Lonely Planet gezi rehberlerinde şehrin haritasını açtığımda birçok bölgeye ayrıldığını gördüğümde paniklerim genellikle, “eyvah, çok karışık, nasıl gezeceğim?” Budapeşte de bu şekilde birçok bölgeye ayrılan şehirlerden biri, ama bir kez bir sistem oturttunuz mu gezmesi de çok kolay bir şehir.

Şehri Buda ve Peşte dışında bölgeleri de iki ya da üçe ayırarak gezebilir, günleri buna göre paylaştırabilirsiniz. Bölgelerine göre şehri anlatmaya başlayayım o zaman…

Buda 

Türkçe’de aynı zamanda Budin olarak da bilinen bölgenin en gezilesi yeri elbette Buda Kalesi. Şehrin bu kısmına ulaşımın en kolay yolu da funiküler.

DSC04887
Budapeşte Funiküler
Funiküleri tek yön 1200, gidiş geliş ise 1800 forint karşılığında kullanabiliyorsunuz. Lakin fotoğrafta aşağıda gördüğünüz gibi bir sıra ile karşı karşıyaysanız eğer bekleme süreniz 40 dakikaya kadar uzayabiliyor. Bu vakti kaybetmemek için, enerjinize göre yürüyerek de çıkabilirsiniz. Çok zorlu bir tırmanış değil…

Karşınıza ilk olarak Royal Palace çıkacak.

DSC04877

Zaten Peşte tarafından baktığınızda da Buda’nın en baskın öğesi burası. Saray geçtiğimiz yüzyıllar boyunca tam 6 kez yeniden yapılmış ve bugün içerisinde iki müze var. Biri Macaristan Ulusal Galeri ve bir diğeri ise Kale Müzesi. Tabii ki binaya yakından bakmak için bu müzelere girmek zorunda değilsiniz, avlusunda dolaşmanızı engelleyen bir şey yok. Ünlü Matthias Çeşmesi ve birçok heykel göreceksiniz.

Sarayın avlusundan ilerlediğinizde karşınıza iki önemli yapı çıkacak. Matthias Kilisesi ve Balıkçı Tabyası… 

DSC04907
Budapeşte Balıkçı Tabyası
Bazı bölümleri 500 yıl öncesine tarihlense de, Matthias Kilisesi aslında nispeten yeni bir yapı, bugünkü hali 1896’da ortaya çıkmış. Balıkçı Tabyası ise şehrin güzel bir manzarasını sunuyor size. Üst balkonlara çıkmak ücretli, 400 forint vermeniz gerekiyor. Alt balkonlara ise ücretsiz erişebiliyorsunuz. Manzara isteğinize göre karar verebilirsiniz.

Buda Kalesi ve etrafında yeşil yürüyüş noktaları, çeşitli müzeler ve elbette hediyelik eşya yerleri var. Burada bulunan seyyar hediyelik eşya satıcılarının fiyatları, gezdiğimiz yerler açısından bize uygun geldi. Bir başka önerilecek nokta ise birazdan bahsedeceğim Büyük Kapalı Pazar yeri…

Dönüşte sarayın arka tarafındaki yola atlayıp bir miktar aşağı yürüdüğünüz zaman bir yürüyüş yolu – sokak göreceksiniz. Bu yolun adı Kemal Atatürk Yolu ve burayı gördükten sonra da oradan 16 numaralı otobüse binip aşağı inebilirsiniz.

Otobüsten indiğinizde Peşte tarafına geri dönmek için ise Zincir Köprü‘yü kullanacaksınız. Tuna’daki en güzel köprü gibi nitelemelerle anılıyor bu köprü ve geceleri gerçekten çok güzel ışıklandırılıyor.

DSC05251
Budapeşte Zincir Köprü
Tabii ki Peşte tarafına dönmeden önce eğer manzara hevesinizi alamadıysanız ve daha da yukarı çıkmak istiyorsanız yolunuzu Hisar’a devam ettirebilir ve orada aynı zamanda Özgürlük Anıtı’nı da görebilirsiniz.

Peşte 

Peşte tarafındaki gezimize Belvaros bölgesi ile başlayalım… Budapeşte’nin Bağdat Caddesi, Vaci Utca (Vaci Caddesi) ilk durak noktamız. Aslına bakarsanız çok farklı bir şey vaat etmiyor size burası, bilindik markaların mağazaları sıra sıra dizilmiş, restaurant ve kafeler var elbette, bir de hediyelik eşya dükkanları ki şehrin kalan tüm bölgelerine göre buralar en pahalı noktalardı. Akşam olduğunda ise birçok bar ve kulüp burada bulunuyor ve yolda yürürken bu barlara sizi sokmaya çalışan “çığırtkanlar” caddeyi dolduruyor.

DSC05031
Budapeşte-  Vörosmarty Ter
Sanırım bu bölgede en sevdiğim nokta Egyetem Ter (Egyetem Meydanı) oldu. Burada bir üniversite bulunuyor ve trafiğe kapalı genişçe bir meydan… Oturma yerleri, öğrencilere hitap eden kafeler de cabası. Bir de Budapeşte’de dikkatimi çeken nokta şu ki, tüm merkezi meydanlarda, o da olmazsa yakınlarında mutlaka bir Starbucks ve Burger King bulunuyor.

Vörosmarty Meydanı’ndan tekrar Tuna’ya doğru yönelelim ve Aziz Stephen Bazilikası‘nı gezelim.

DSC04852
Budapeşte Aziz Stephen Bazilikası
Burası tüm Macaristan’ın en kutsal katolik kilisesi olarak kabul ediliyor, bunun en büyük sebebi kilisede Kral St. Stephen’in mumyalanmış sağ elinin sergileniyor olması. Kilise ancak 1905’te tamamlanabiliyor, zira 1868’de bir fırtına kilisenin kubbesinin yıkılmasına yol açıyor ve yapıma en baştan başlanmak zorunda kalınıyor.

Kubbeye çıkış mümkün. Bir kısmını asansörle çıkabiliyorsunuz üstelik, indiğinizde geriye 42 basamak kalıyor. Yine de asansörü beklemek istemezseniz 302 basamak tırmanarak da çıkabilirsiniz. Şehrin 360 derece manzarasını yukarıdan görmeniz mümkün.

DSC04826
Budapeşte Aziz Stephen Bazilikası
Bazilikanın içerisine giriş ise ücretsiz, fakat sizden bir miktar “bağış” yapmanızı bekliyorlar ki bu da 200 forint civarında bir bağış… Biz gittiğimizde burada Macaristan Filarmoni Orkestrası’nın bir dinletisi vardı tesadüfen ve ücretsizdi. Bunun dışında zaman zaman “kilise orgu” konserleri düzenleniyor. Bu genellikle Salı, Perşembe ve Cuma günleri oluyormuş ve akşamları 8’de, bu konserlere giriş ise ücretli.

Devam edip Parlamento’ya gelelim…

Tüm Budapeşte manzaralarının en ünlüsü Macaristan Parlamentosu. Bu Parlamento’yu en iyi şekilde fotoğraflayabilmek için Buda tarafına geçip Batthany Ter’den çekmeniz gerekiyor fotoğrafları.

DSC05170
Budapeşte – Macaristan Parlamentosu
Parlamentodan doğrudan karşıya geçen bir köprü maalesef yok. Ya Parlamento’nun avlusundaki metroya binip bir durak karşıya geçecek, ya da epey yürümeyi göze alacaksınız.

Parlamento’nun yeri özellikle seçilmiş, karşı çaprazda bulunan Royal Palace’da nazira olarak ülkenin geleceğinin demokraside olduğunu, monarşide olmadığını vurgulamak için…

Binanın yapımı 1902’de tamamlanmış ve yapımında Londra’daki Westminister’dan ilham alınmış. İçerisinde 700 oda var ve gezmek için önceden bilet almanız gerekiyor. Yalnız AB ülkesi olmayan ülkelerin vatandaşlarına uyguladıkları bilet fiyatları ile AB ülkelerinin vatandaşlarına uyguladıkları bilet fiyatları arasında fahiş bir fark var. Bu durum beni sinirlendirdiği için ben parlamentonun içinde bir gezi ayarlamadım. (Örneğin Alman Parlamentosu’nu ücretsiz gezebiliyorsunuz.)

DSC05245
Budapeşte – Macaristan Parlamentosu
Parlamento’nun avlusunda her saat başlarında askerlerin nöbet değişimleri oluyor. Bu bizdekiler gibi sert asker adımları ile yapılan dikkat çekici bir tören değil, aksine bir ritüeli bile olmayan bir yürüyüşle yapılıyor adeta, çok az bir kısmında komutlar ve asker adımları görüyorsunuz. Nöbetteki askerler ise belli aralıklarla bayrağın etrafında yuvarlak çizerek yürüyorlar.

DSC05165
Budapeşte – Askerlerin Nöbet Değişimi
Askerlerin çok genç olması dikkatimizi çekince araştırdık. Macaristan’da zorunlu askerlik yok, 2004 yılında kaldırılmış. 2012’de ise “gönüllü askerlik” diye bir sistem gelmiş. Zorunlu askerliğin kaldırılması hala tartışılır durumdaymış, zira ülke içinde belirli bir kesim zorunlu askerliğin tekrar başlatılması gerektiğini düşünüyormuş.

Parlamentonun hemen yakınında, Tuna kenarında bir anı köşesi var. Tuna Kıyısında Ayakkabılar… Bu ayakkabılar 2. Dünya Savaşı’nın Budapeşte’de Tuna’da öldürülen kurbanları anısına oradalar. Bugün maalesef yalnızca bir fotoğraf objesi olarak orada bulunuyorlar birçok kişi için. Oysa ki Buda tepelerinin ardında batan güneşi seyretmek için çok uygun bir köşe aynı zamanda.

DSC05189
Budapeşte – Tuna Kıyısında Ayakkabılar
Şimdi bu kadar yaklaşmışken geri dönmeyelim ve Margaret Adası‘na doğru ilerleyelim. Ünlü Sziget Festivali’nin de düzenlendiği ada, festival olmayan zamanlarda köpeklerini gezdiren, çimenlere yayılan, spor yapan Budapeşteliler’e ev sahipliği yapıyor. Bünyesinde bir “dans eden havuz” da bulunduruyor bu ada. Adaya ulaşımın en kolay yolu tabii ki Margaret Köprüsü, buraya giden 4 ve 6 Numaralı tramvaylar aynı zamanda köprünün ortasında da duruyor ve adaya inen yolda inmenizi sağlıyorlar.

DSC05204
Budapeşte – Margaret Köprüsü

DSC05209
Budapeşte – Margaret Adası
Şimdi artık şehrin eski Yahudi Mahallesi’ne gitme zamanı…

Erzebetvaros 

Şehrin şu an için en “moda” bölgesi burası, 7. Bölge olarak da geçiyor. Bu bölgenin en önemli yapısı ve hatta Budapeşte’nin en önemli yapılarından biri Dohany Caddesi Sinagogu ya da bir başka şekilde söylersem Büyük Sinagog. 

Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise New York’tan sonra ikinci büyük sinagogu burası.

DSC04965
Budapeşte Büyük Sinagog
Sinagogun içinde bugün bir Yahudi Müzesi var, dolayısıyla sinagoga giriş de ücretli. (3.000 forint). Müzenin içinde Yahudilerin inanışına ve günlük yaşayışlarına dair bilgiler ve objeler yer alıyor. Sinagogun bahçesinde bir de “Holokost Anı Ağacı” var.

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi rejimi tarafından öldürülen Yahudiler anısına 1991 yılında tasarlanmış bu ağaç. Ağacın yapraklarında hayatını kaybetmiş ailelerin isimleri yazıyor.

Mahallenin sokaklarında birçok binanın duvarlarında çok güzel graffitiler var. En güzellerinden biri “Rubik Küpü” graffitisi. Rubik Küpü bir Macar buluşu.

DSC04956
Budapeşte Rubik Küpü
Mahalledeki tek sinagog elbette bu Büyük Sinagog değil. Şu an biri tadilatta olan iki önemli sinagog daha var bu bölgede. Rumbach Sebestyen Sokağı Sinagogu maalesef dış cepheden tadilatta. Ortodoks Sinagogu ise açık ve giriş 500 forint.

DSC04974
Budapeşte Ortodoks Sinagogu
Sinagog 1913’te yapılmış, fakat içerideki vitraylı camlar İkinci Dünya Savaşı’nda zarar görmüş, bugün gördüklerimi aslında replikalar…

Bu bölge mahallenin eski merkezi bir anlamda aslında. Yakınlarda bulunan Klauzal Meydanı’na gittiğinizde, o dönemin hissini size geçiren bir atmosferle karşılaşıyorsunuz. Aynı zamanda yine buraya yakın bir noktada dönemin getto duvarından kalan tek parça da var. Şansınıza avlu açıksa girip görebiliyorsunuz duvarın kalıntılarını. O dönem Yahudiler burada kalmaya zorlanmış ve duvar bir sınır vazifesi de görmüş.

DSC04945
Budapeşte Getto Duvarı
7. Bölgede Pazar günleri biraz pahalı bir bit pazarına dönüşen Gozsdu Udvar isimli bir çarşı da var.

Yahudi Mahallesi’nden ayrılıp bir başka bölgeye gidelim.

Kahramanlar Meydanı ve Şehir Parkı 

Macarca adı Hösök Tere bu meydanın. Budapeşte’ye gitmeden önce muhabbetlerde en belirgin geçen Macarca isim buydu, söylenişinin bizdeki  yansımasından dolayı olsa gerek. Budapeşte’ye inip de yerimize yerleştiğimizde “önce Hösök Tere’ye gidelim, orası bitsin bu yarım günde” dedikten sonra ben, bir arkadaşımın deyimiyle, “sanki öyle bir yer yokmuş da, sen uydurmuşsun gibi…”

Fakat Hösök Tere diye bir yer elbette var. (Hösök Tere diye yazıp adını mümkün olduğunca çok geçirdim mi?)

DSC04767
Budapeşte – Hösök Tere
Burası Budapeşte’nin en büyük meydanı. Şehrin genel olarak gezilecek yerlerine bir miktar uzak kalsa da, M1 metrosu ile ulaşmak mümkün. Bölgedeki Macar varlığının başlamasının 1000. yılı anısına 1896’da inşa edilmiş bu meydan. Meydandaki heykellerde Gabriel (Cebrail) en yukarıda temsil ediliyor. Onun dışında Prens Arpad ve diğer liderler var. Meydanın hemen arkasında ise yemyeşil ve çok güzel Şehir Parkı var. Tabii etrafta da çok güzel müzeler var, Macar Tarım Müzesi, Güzel Sanatlar Müzesi gibi…

DSC04780
Budapeşte – Macar Tarım Müzesi
Bir de bir şapel ve bir de kule var.

Jak Şapeli adını Macaristan’ın batısında yer alan Jak isimli şehirden alıyor. Hemen karşısında tarım müzesi ve bu müzenin içinden erişilebilen Apostles’in Kulesi var. Bu kulenin sunduğu en önemli manzara ise Szechenyi Hamamı…

DSC04774
Budapeşte Apostles’in Kulesi
Yeri gelmişken, Budapeşte’de çok yaygın bir hamam kültürü var ve şehirde birçok seçenek var. Girme şansım olmadı, ama gitmeden önce araştırdıklarım arasında bana en çekici gelenlerden biri Szechenyi Hamamı idi.  Ben gerçi hamam diye yazıyorum kısa yoldan Türkçe’ye de uysun diye, ama İngilizce çevirilerinde buralar “banyo” diye geçiyor.

Bu bahsettiğim yerde odaların yanı sıra, bir de açıkhava havuzu var ve sıcak su mevcut.

DSC04794
Budapeşte – Szechenyi Hamamı
Buralar karışık banyolar olduğu için genellikle kapılarda mayo ile girmeniz konusunda uyarılar var. Mayo, havlu gibi eşyaları yanınızda getirmediyseniz kiralamanız ya da satın almanız mümkün.

Memento Park 

Memento Park şehrin biraz dışında bulunan bir açıkhava müzesi. Müze girişi hariç 1.000 forint karşılığında müzenin belli saatlerde hareket eden servisiyle ulaşımınız mümkün. Fakat benim önerim size metro artı otobüs kombinasyonu…

M4 Metrosu ile Kelenföld vasutallomas istasyonuna kadar gidip, buradan Budateteny va. yönüne doğru giden 150 numaralı otobüslere bineceksiniz. Bu otobüse bindiğiniz zaman, yaklaşık 15-20 dakikalık bir yolculuğun ardından Memento Park’a varacaksınız ve bu yolculuğunuzda Budapeşte’nin şehir dışında kalmış güzel mahallelerinden birini görmüş olacaksınız. 530 forintlik transfer biletleri bu yolculukta geçiyor, fakat zaten gidiş geliş 1060 forint vereceğiniz için, 600 forint daha koyup günlük bilet almanızı öneririm.

Gelelim Memento Park’a…

Burası Macaristan’ın sosyalist döneminden kalma heykellerin az bir kısmının sergilendiği bir yer aslında.

Parkın girişinde “Stalin’in Çizmeleri” yer alıyor. 1956’daki kalkışma sırasında yıkılan Stalin heykelinden arda kalan tek parça olan çizmelerin replikası. İçeri girdiğinizde ise sizi eski Sovyet arabası Trabankt karşılıyor.

DSC05074
Budapeşte – Trabant (Memento Park)
“Süper kahraman sosyalist işçiler” serisi ve birçoğu 1980’lerin sonuna dek sergilenmiş sosyalist dönem heykelleri bu alanda bulunuyor. Müzeye giriş 1500 forint, dilerseniz ek ücret karşılığında 45 dakika süren bir turla da alanı gezmeniz mümkün.

Parkın açık hava bölümünü gezdikten sonra, eski prefabrik bir yapının içerisindeki sergiyi ve gösterilen belgesel filmi de izlemeniz mümkün.

DSC05112
Budapeşte – Süper Kahraman Sosyalist İşçiler (Memento Park)
Büyük Pazar Yeri (Great Market Hall) 

Burası ise Vaci Utca’nın, Özgürlük Köprüsü tarafındaki bitiş noktasında bulunan bizdeki hal benzeri bir yer. Geniş ve kapalı bir çarşı.

DSC05146
Budapeşte – Great Market Hall
Sebze – meyvenin yanı sıra, Macaristan’a özgü gıda ve içki satışı yapan standlar da var. Örneğin Macaristan’da paprika biber çok ünlü, birçok yemeğe katıyorlar ve bunun yanı sıra gerek taze, gerekse kurutulmuş olarak satıyorlar. Pul biber şeklinde, chili sos şeklinde ya da macun tüplerinde satılan versiyonları da var.

DSC05144
Budapeşte – Great Market Hall
Bu pazar yerinin üst katında ise yemek yerleri yanı sıra, hediyelik eşya standları var. Biz hediyelik eşya alışverişimizi çok fazla da dolaşmak istemediğimizden genel olarak buradan yaptık.

Yeme – İçme 

Öncelikle “içme” kısmına değinelim. Budapeşte’nin en ünlü likörlerinden biri Unicum, 40 çeşit baharattan yapılan nispeten acı ve sert bir likör bu. Yemeklerden önce, ya da sonrasında sindirime yardımcı olarak içiyorlar. İçtikten sonra, içtiğinizi hissettirircesine her yerinizi yakarak midenize doğru yol alıyor bu likör. Ben sevdim… Great Market Hall’ün üst katında deneyerek alıp almayacağınıza karar verebilirsiniz. Orta boy olanı (50’lik) yaklaşık 10 Euro civarında satılıyor. (3160 forint.)

Bir başka “aperatif” içki ise palinka… Bu da bir çeşit meyveli aperatif.

Bunlar dışında birçok yer gibi Macarlar da şaraplarını seviyorlar. Uzun uzun şarap türlerinden bahsedemeyeceğim, fakat Lonely Planet’in verdiği bir ipucundan bahsedeyim, eğer ki 2000 forint ve üzeri bir şarap alıyorsanız muhtemelen iyi bir şarap alıyorsunuz, 3000 forint ve fazlası ise gözü kapalı alabilirsiniz.

Mekan Önerileri 

Öncelikle kahvaltıdan başlayalım. Ben özellikle kahvaltı konusunda ve bazı yemek yerleri konusunda da daha çok severek takip ettiğim OitheBlog önerilerini takip ettim.

Stika Budapest 

OitheBlog’un önerilerinden birisi burasıydı. Ufak bir yer, önünde haftasonu olmasının da etkisi olsa gerek kuyruk vardı, yaklaşık 20-25 dakika civarı bekledik ve bir masaya oturduk. Yağda yumurta, yanına salata, üç pancake, yabanmersini reçeli, akçaağaç şurubu, taze sıkılmış turunçgiller suyu, çay ve kahveden oluşan masamıza yaklaşık 16 Euro hesap ödedik. Ortamın güzelliği, kahvaltının lezzeti, hepsi yerindeydi. Yahudi Mahallesi’nde bulunuyor.

IMG_2026[1]
Budapeşte – Stika Budapest
Cirkusz 

Stika’ya göre daha büyük bir yer, sıra beklemedik. Fiyatları da Stika’dan bir tık daha uygun, ama konuşmaya değecek bir fark yok. Yahudi Mahallesi’nde bulunuyor. Macar Kahvaltısı olarak geçen kahvaltıdan yedik, Stika biraz daha çok hoşumuza gitmiş olsa da her gün aynı yerde kahvaltı yapmayıp değişik yerler denenecekse seçeneklerden biri olacaktır.

IMG_2073[1]
Budapeşte – Cirkusz 
Crespo Tejivo 

Burası da son kahvaltı mekanımız. Burayı kardeşim hızlı ve pratik olduğu için önerdi. Tejivo aslında Macar usulü süt barı… Burası daha çok Starbucks gibi zincir bir yer, sandviç ve kahvenizi alıp, oturup yiyorsunuz. Sandviçleri güzeldi. Ben soğuk çaylarını da beğendim. Bir gün müzeye uzağa gideceğimiz için, bir gün de uçağa yetişeceğimiz için burada kahvaltı yaptık. Macarlar’dan buranın müdavimi olanlar olduğunu aynı yüzleri görünce anladık. Deak Ferenc Ter’de.

Ildiko Konyhaja 

Burada bir öğlen yemeği yiyebilirsiniz. Kareli masa örtüleri, ahşap masa ve sandalyeler ve ufacık bir yer, güzel bir Macar lokantası. Ünlü Gulaş Çorbası’nı ve Macar usulü güveç yemeklerini burada yiyebilirsiniz. Bu arada domuz yemiyorsanız eğer Budapeşte sanırım en kolay şehirlerden biri sizin için. Gulaş Çorbası’na geleneksel olarak dana eti kullanılıyor. Onun dışında domuz her yerde olmakla birlikte, çok baskın değil. Kolaylıkla tavuk ya da diğer kırmızı etlerden bulabiliyorsunuz. Burası Buda tarafında… Fiyatlar epey uygun.

IMG_2091[1]
Budapeşte – Ildiko Konyhaja
Belvaros Disznotoros 

Burayı Lonely Planet’i okurken keşfedip işaretlemiştim, gidilir mi gidilmez mi emin değildim, bir gün öğlen önünden geçerken haydi dedik… Macar usulü kasap… Kasap dediğime bakmayın, buraya giriyorsunuz, etinizi seçiyorsunuz, mezenizi seçiyorsunuz, turşunuzu dolduruyorsunuz. Kapıda bulunan chili soslardan elbette tabağınıza alıyorsunuz. (O soslar beni benden aldı.) Sonra aldıklarınızla orantılı olmayan bir ücret ödüyor, oradaki masalarda ayaküstü yiyorsunuz. Fiyat – lezzet oranı mükemmele yakın. Mutlaka yolunuzu düşürün. Egyetem Ter’e çok yakın bir noktada…

DSC05132
Budapeşte – Belvaros Disznotoros
Barack & Szilva 

İsimleri “Şeftali ve Armut” anlamına gelen bir karı koca tarafından işletilen, şık bir restaurant burası. Rezervasyonsuz gitmeyin. Şarap çeşitleri çok başarılı, şişe ve kadeh seçenekleri var. Gulaş çorbası hem büyük hem küçük porsiyonlarla servis ediliyor, eti bol. Çok bir özelliği olmasa da Macar yemeği olan paprika tavuğu burada deneyebilirsiniz. Kişi başı yaklaşık 20 Euro’ya kalkacaksınız diye tahmin ediyorum. Yahudi mahallesinde.

Getto Gulas 

Bir Macar arkadaşımızın önerisi burası da… Yine şık bir restaurant, fiyatları orta düzeyde. Yahudi Mahallesi’nde. Güzel bir akşam yemeği için seçenekleriniz arasında olsun. Rezervasyonsuz gitmeyin.

Karavan 

Burası aslında tek bir mekan değil. Genişçe bir alana tek tek sokak yemekleri yapan yerleri sıralamışlar. Bir tane de bira alabileceğiniz bar var. Langos denen ünlü Macar hamur işinden yapılma hamburger yedim ben burada, yanına da bira. Genelde insanlar bizdeki çorbacı ya da kokoreççiler gibi evlerine dönerken uğruyorlarmış. Biz daha erken gittik, ortalık yine de kalabalıktı. Rezervasyon yaptırmamanın azizliğine uğradığımız bir gündü. Denenebilir.

IMG_2164[1]
Budapeşte – Karavan 
Bunlar dışında not alıp da gidemediğimiz yerler oldu. Magyar QTR, Kadar (yalnızca öğlen yemeği) ve New York Cafe gibi. Ya da gidip de burada bahsetmediğim ufak mekanlar var. Biri mesela Royal Palace’ın tam bahçesinde ufak bir kafe-restaurant idi. Adını not almamışım maalesef. Tatlı krizimin tuttuğu bir anda oturup, bir kahve ve tatlı molası vermiştik.

Kafe konusu açılmışken, biz New York Cafe’nin girişindeki devasa sırayı beklemeyi göze alamadık, onunla vakit kaybetmek istemedik. O sebeple rotayı Central Kahvehaza’ya kırdık. Gayet güzel bir yerde, Egyetem Ter’e çok yakın ve gelip geçeni seyretmek için de masa düzeni ideal. 🙂

Bu kafe olayı Budapeşte’de önemli bir şekilde. Hatta ünlü Macar yazar Dezs Kosztolanyi, “benim kafem, benim kalemdir…” demiş zamanında. Atlamayın ve kendinize bir kale seçin.

Budapeşte Gece Fotoğrafları 

Budapeşte’nin güzel ışıklandırılan bir şehir olduğundan Instagram hesabımda bahsettim. Gece fotoğrafları çekmek için bazı noktalar önereceğim burada… Bunlardan en ünlüsü kuşkusuz Parlamento’nun fotoğrafını çekebileceğiniz Batthany Ter. Lakin şu an sanırım mevcut çalışmalar sebebiyle yol biraz duvara yaklaşmış, bu titreşime yol açıyor, bir de tramvayla var tabii ve tripodun sabit durmasını engelliyor. Ya da ben beceremedim, bu da ihtimal. 🙂

Bunun dışında funikülerin raylarının üstündeki balkonlardan fotoğraf çekilebilir. Yoğun bir trafikte Zinci Köprü’den geçip Clark Adam Ter’i dönen araçların ışıklarının uzun pozlamada çok güzel çıkacağı muhakkak, ayrıca Zincir Köprü ve St. Stephen Bazilikası bir arada harika duruyor. Onun dışında buradan inerken de bir noktada Zincir Köprü ve Parlamento’nun manzarası çok güzel gözüküyor.

Peşte tarafından, Zincir Köprü’nün ayaklarının dibinden Tuna kenarına inip karşıyı fotoğrafladığınızda da ortaya çıkan manzara tatmin edici. Ya da Buda tarafında Tuna kenarına inip yalnızca Zincir Köprü’yü fotoğraflayabilirsiniz.

Aslında Tuna açısından Margeret Köprüsü’nün manzarası şahane, fakat köprüde trafik o kadar yoğun ve bu trafik köprünün o kadar belirgin titremesine yol açıyor ki, ortaya güzel bir fotoğraf çıkarmak mümkün değil.

Ayrıca gündoğumunda Parlamento’nun da güzel olduğunu söylüyorlar. Maalesef yorgunluktan sabah o kadar erken kalkmayı başaramadım.

Orta Avrupa turlarında 2 gün ayrılarak çoğunlukla yazık edilen bir şehir Budapeşte. Bana sorarsanız 3 gün fena değildir, 4 gün iyidir, 5 gün kararındadır. Fazla sayıda müze gezmek istiyorsanız en azından 1 hafta ayırmalı.

DSC05067

Günlük işler esnasında Macar insanı biraz soğuk, çok güleryüz göstermeyebilirler, ama kötü niyetli değiller. Herhangi bir düşmanlıkla karşılaşmadığımız gibi, pasaport polisi kırık Türkçesi ile halimizi hatrımızı sorup bizi güleryüzle içeri soktu. Çok ülkede karşılaşmıyoruz bu durumla… İnsan daha ne ister?

DSC04999

 

 

2 comments

  1. Güzel bir rehber olmuş. Budapeşte seyahatimizde ise eksik kalan noktalar da olduğunu gördüğümüzden sanırım tekrar gitmemiz gerekecek.

    Budapeşte’de aklımda kalan yerlerden biri de Terör Müzesi olmuştu.

    Elinize sağlık,

    • Çok teşekkür ederim. Bende de eksik kalan yerler var, Budapeşte’ye geri döneceğim gibi. 🙂 Terör Müzesi’ni biz de gezdik, onu ayrı yazarım diye düşünmüştüm aslında, ama bakalım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s