Okuduklarım (İlkbahar – Yaz 2017)

Herkese yeniden merhaba,

Uzun bir ara verdim, iki – üç kez yazmaya koyuldum ve sonra hevesim kaçtı. Şu an yine yazasım gelmişken bir oturayım başına dedim. Lafı fazla uzatmadan konuya gireyim. Son e-postamdan bu yana okuduğum kitaplardan, üzerine söylemek istediğim söz olanlarıyla ilgili yazıyorum bu kez… Son e-postada olduğu gibi, yazdığım kitapların goodreads puanlarını da yanına ekliyorum, puanlar 5 üzerinden.
Zülfü Livaneli – Elia ile Yolculuk (karakarga Yayınları) 3.90 
 
Zülfü Livaneli’nin Anadolulu Rum yönetmen Elia Kazan ile Kayseri’yi ziyaretini anlatıyor bu kitap, aslında bu yolculuğu kendisine fon yapıyor. Kah duygulandım, kah sesli güldüm okurken. Elia Kazan’ın hesaplaşamadığı “ihaneti”, önyargıları ve aksiliği yakın geldi. Bir yandan kendisini bir New Yorklu gibi görmeye çalışırken, öte yandan basbaya Anadolu’ya ait olması, aslında hepimizin kaderinin aynı olduğunu hatırlattı. Anadolu o kadar baskın ki aslında, bu hep kimliğimizin bir parçası olacak. Bir yandan inanmak istedim burada hamasetin kalıcı olamayacağına, bir yandan inanmadım! Kayseri’de bir restauranta oturup rakı söyledikleri an ise aklıma bugün Kayseri’de içkili lokantanın kalmaması geldi. Okumanızı hepinize tavsiye ederim…
Refik Halid Karay – Kırk Yıl Evvel Kırk Yıl Sonra Anadolu’da (İletişim) 4.00 
 
Refik Halid Karay okumaya dedemin isteği üzerine başladım ve okumaktan da mutlu oldum. Bu kitabında da Karay kırk yıl önce gezdiği Anadolu’yu, bir de 1950’lerde, ilk görece “özgür” seçimlerin yapıldığı ve iktidarın el değiştirdiği dönemin hemen öncesinde gezmeye başlıyor. Türkiye henüz tam oturmamış, oteller kötü, ulaşım korkunç… Otobüsler rahatsız, zaman çizelgeleri bile uyumsuz, turizm yok denecek düzeyde. Kırk yıl öncesine göre kadının yeri değişmeye başlamış, ama bu iç bölgelerde yerleşememiş. Yine de birçok noktada devrimin faydasını görüp, anlatıyor, bunu yaparken gerçekten siyasi fikri konusunda renk vermiyor. Keşke insan ömrü müsaade etse de, bir de şimdi gezse Anadolu’yu.
Tarık Akan – Anne Kafamda Bit Var (Can) 3.92 
Kitabı okumadan önce nedense Tarık Akan’ın çok daha büyük işkencelere maruz kaldığını düşünmüştüm. Fakat, Tarık Akan tabii ki saçma sapan bir iftirayla içeri giriyor, korkunç koşullarda kalıyor, çok kötü muamele görüyor… Sanki tüm bunlar ise bu kitabı yazması için oluyor. Ben şaşırma duygumu, dehşete düşme duygumu kaybettim zannediyorum. Ya da bugün olanlara o kadar sıkılmışım ki, geçmişe sıkılmayı es geçmek istiyorum artık. O açıdan kitapta olanlar beni ne dehşete düşürdü ne de şaşırttı söylediğim gibi. Tarık Akan gibi bir aydının bugünkü yokluğuna hayıflandım galiba en çok.
Petros Markaris – Batık Krediler (Can) 3.66
 
Çok kısa bir sürede bitirdiğim bir polisiye oldu bu. Petros Markaris, Yunan polisiyesinin ünlü bir ismiymiş, bunu bilmiyordum. Can Yayınları (anlaşılan yeniden) kitaplarını basınca haberim oldu ve Yunanistan’a zaafı olan biri olarak hemen üzerine atladım. Konusu da ilginç gelince hevesle başladım. Ekonomik krizin başlangıcında Yunanistan’da, bankacılar teker teker öldürülüyorlar. Bir polisiyeden beklenecek olan esprili anlatım, zekice çözümlemeler bunda da mevcut. Sonu tahmin edilebilir olabilir bazıları için, fakat yine de heyecanla okutuyor kendisini. Bunu yaparken Yunanistan’daki ekonomik krizi kendisine fon yapıyor, AB’nin Yunanistan üzerindeki baskılarını, krizden etkilenen vatandaşların durumlarını, emeklilik hayallerinin zorunlu olarak ertelenmesini anlatıyor ve konuya yabancı insanları da krizin içerisinde çekiyor. Bu açıdan da başarılı. Polisiye seviyorsanız bence okumalısınız… Başka kitaplarını da okuyacağım.
Khaled Hosseini – Ve Dağlar Yankılandı (Everest) 4.03 
 
Khaled Hosseini, burada ilk yayınlanan kitabı Uçurtma Avcısı’ndan beri merakla takip ettiğim bir yazar. Afgan kökenli ve bugün ABD’de yaşıyor. Bu kitabı çıkalı çok oldu ve ben okumakta geç kaldım. Kitap bir Afgan köyünde yaşayan küçük bir kızın, zengin bir kadına evlatlık olarak verilmesini ve sonrasında yaşananları anlatıyor ve tüm Hosseini kitaplarında olduğu gibi Afganistan’daki savaşı da okutuyor. Hosseini’nin bazı kitaplarındaki en sorunlu nokta ABD’yi kurtarıcı rolünde bir kahraman ülke pozisyonuna sokması, bu kitabında da bu var. ABD’de yaşayan bir yazar olarak bunu yapmak durumunda zannediyorum. Galiba bir minnettarlık gösterisi bu. Olayları anlatış biçimi o kadar etkileyici ki (Uçurtma Avcısı beni derinden sarsmıştı), bunu görmezden gelebiliyorum.
Victoria Hislop – The Sunrise (Headline Review) 3.67 
 
Kitabın Kıbrıs’ta ve hayalet şehir Maraş’ta geçiyor olması sebebiyle alıp okumaya karar vermiştim. Kitap Barış Harekatı’nın hemen öncesinde başlıyor, nasıl başladığını anlamadığımız ve inandırıcı olmayan bir aşkın arkasından, adadaki gidişatı anlatıyor. Bir yandan bir adam sürekli yeni oteller yapmaya çalışıyor, öte yandan Türk bir aile sürekli tarih dersi verir gibi sohbet ediyor ve elbette bu da yapay kalıyor. Kitabın başlarında yazar, adada Türkler’e yapılanları anlatmakta beis görmüyor ve bu haliyle de Rumlar’ı kızdırıyor. Harekat sonrasında ise bir anda Türk aile, “ne gerek vardı şimdi, rahatımız yerindeydi” ruh haline bürünüyor. Elbette anlattığı dayanışma ve dostluk önemli… Fakat bu haliyle sanki hem İsa’ya hem Musa’ya yaranayım derken, kimseye yaranamamış ve arafta kalmış bu kitap. Böyle dikenli bir konuya balıklama atlamış, en nihayetinde hem anlatım basit kalmış, hem olanları hakkıyla yansıtamamış, hem de yaşananlar inandırıcı olamamış. Yine de okuması kolay olması sebebiyle kolayca bitirdim. Yazarın “the Island” isimli kitabı epey övgü almış, belki bir şans daha veririm.
2001: Eski Türkiye’nin Son Yılı – Mirgün Cabas (Can) 4.28 
 
2002 yılında, Kasım ayında AKP’nin iktidara gelmesiyle sonuçlanan sürece ne kadar da göz göre göre gittiğimizi hatırlatıyor bu kitap bize. Olaylar bağıra çağıra gelmiş ve kimse bir şey yapamamış. Bir amacı da kitabın, aslında hiçbir şeyin hiçbir zaman tam olarak güzel olmadığını hatırlatmak. Yine de okurken, o dönem siyaset sahnesindeki karakterlerin çeşitliliği, konuşulanlar, yapılanlar ve yazılanlara imreniyor insan, özlüyor. Bir yandan Eski Türkiye hatırladığınız kadar güzel değildi diyor, bir yandan “ama yine de güzeldi…” diye eklemek istiyor. Büyük ekonomik kriz ile başlıyor kitap ve bankaların batmasıyla devam ediyor, Ecevit, Bahçeli, Mesut Yılmaz, Kemal Derviş ve bugün tanıdığımız birçok insan… Kahrediyorsunuz okurken her şeyin bu kadar kolay olmasına. (spoiler: Bahçeli yine başrolde…)
Bir Denizden Bir Denize – Refik Halid Karay (İletişim) 4.00
 
Yine bir Refik Halid Karay kitabı. Bu kez Avrupa’da deniz yolculuğuna çıkıyor Refik Halid Karay ve gezerken sürekli hayıflanıyor, Türkiye’nin her tarafının denizle çevrili olduğundan ve buna rağmen bu yolculukları Türkiye’de yapamadığından şikayet ediyor. Özellikle Marmara Denizi’nin kullanılmaması yazarı çok üzüyor. Bugün de durum farklı mı? Marmara Denizi’ni nispeten kullanır hale geldik, fakat deniz ulaşımı gelişmemiş halen. Halbuki Refik Halid Karay’a hak vermemek elde değil. Avrupa’da yıllar öncesinden gelişmiş deniz kültürü, bizde neden oturmuyor? Ege’de, Akdeniz’de yolcu gemileri neden yeterinde seyretmiyor? Bu “Memleket Yazıları” serisinden bir kitap, yukarıdaki gibi… Seriye bir göz gezdirip, en azından içinden bir kitap seçin. Dilini de seveceksiniz ve söylediklerine kimi zaman hak vereceksiniz siz de.
Benim Hüzünlü Orospularım – Gabriel Garcia Marquez (Can) 3.69 
 
Marquez’siz bir liste olamayacaktı, bu kitabın bu e-postadaki işlevi bu. Üzerine çok fazla söyleyeceğim bir şey yok. Zaten ince bir kitap, tek oturuşta bitiyor. Yine Marquez, yine muhteşem… Hala bu kadar geç okumaya başladığıma hayıflanıyorum, hiç keşfetmemiş olmaktan iyidir yine herhalde.
Mithostirima – Yorgos Seferis (istos) 4.60 
 
“…adaların güzel olduğunu biliyorduk / çok kısa bir mesafenin / biraz aşağısı ile biraz yukarısını / el yordamıyla yokladığımız bu yakınlarda.”
 
Bir sonraki e-postada görüşmek üzere. 🙂
Öneri üzerine başladığım bu yazılara, istikrarlı bir şekilde devam edebilmeyi umuyorum. Gezi blogu olmasını hedeflediğim bir blogda bu tarz bir içerik olup olmayacağını düşündüm, fakat kitaplar da bizim yol arkadaşlarımız, bu “mektup/e-posta” şeklinde yazılmış yazıları, hiç dokunmadan, gönderdiğim haliyle burada da paylaşıyorum. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s