Okuduklarım (Güz – 2016) 

Yine gecikerek de olsa merhaba, 

Sonbaharın muhasebesini vermekte yine geç kaldım ki bunlar sözde aylık olacaktı, mevsimlik yapayım dedim, onu da beceremedim, tam oldu. 🙂 

Zaten bir takım yoğunluklar sebebiyle, okuduğum kitaplar hem niteliksel hem de niceliksel olarak biraz zayıflaştı. Daha çok kafa boşaltmak için kullandım bu mevsimde kitapları. Şu an ise yine elime okuması daha zor kitapları aldım, başucuma dizdim. Bakalım… 

Mavi Köpeğin Gözleri – Gabriel Garcia Marquez (Can) 

Artık bir süre her listemde bir Marquez kitabı olması gelenek haline gelecek sanırım. Ve her seferinde Marquez’i ne kadar geç keşfettiğimden hayıflanacak ve ne kadar sevdiğimden bahsedeceğim gibi… Yine de bu kitap okuduklarım arasında aklımda en az kalanı oldu. Kitap bir öykü kitabı, birbirinden farklı hikayeleri içeriyor. Her ne kadar Marquez, bu kitapta yer alan “Çullukların Gecesi” isimli öyküyü “Yüzyıllık Yalnızlık’a değişmem” dediyse de, Yüzyıllık Yalnızlık’a haksızlık etmiş. 🙂 

Eksik Şiir İkinci Kitap – Sezen Aksu (Metis) 

Bundan birkaç yıl önce çıkan Eksik Şiir’in devamı niteliğinde olan bu kitap, Sezen Aksu’nun son dönem şarkı sözlerini içermesi bakımından -kaçınılmaz olarak- birinci kitaptan daha zayıf bir yerde duruyor. Keyfinin kalmaması, umursamaması, zorla yapıyormuş gibi görünmesi gibi durumların da etkisiyle, 2013 sonrası yazılan şarkı sözleri özellikle, eski vuruculuğu aratıyor. 

Bunları geçersek, bu kitapların bu halleriyle hazırlanması ve dümdüz şarkı sözlerinin koyulması ilk kitapta olduğu gibi yine anlamsız geldi bana. Şarkıların hikayelerini yazmak, birkaç küçük şey koymak, el yazılarıyla paylaşmak çok zor olmasa gerek. İşin kolayına kaçılmış. 

Örümcek Ağındaki Kız – David Lagercrantz (Pegasus) 

Millenium isimli serinin dördüncü kitabı bu kitap. İlk ve klasik üçleme ile kadın sorunlarına eğilen seri, yazarın ölümüyle sekteye uğramıştı, her nasılsa başka bir yazarla anlaşılıp seri devam ettirildi. Ortaya çıkan sonucun hüsran olduğu söylenemez, üslup tabii ki farklı, hikayenin akışında tercih edilen yöntem farklı, fakat yine iyi gazetecilik anlatılıyor, yine “kirli sorunlar” açığa dökülüyor ve basit bir polisiye olmaktan başka, bir sosyal sorumluluk sosu da kitaba yediriliyor. Kapaklarıyla, sunumuyla, Hollywood’un üzerine atlamasıyla ulaştığı popülerlik ve tabii ki yayınlayan yayınevinin izlediği çizgi sebebiyle ciddiye alınması zor olsa da, bir kez başladıktan sonra, serinin aslında bir derdi olduğu anlaşılıyor. 

Aklımla Dalga Geçme – Fatih Portakal (Can) 
Fatih Portakal’ın daha çok “çözüm süreci” denen süreçteki samimiyetsizliği anlattığı bir kitap bu. O dönem ne söylendi, şimdi ne yapılıyor? Her iki tarafın samimiyetsizliğini bir kitap boyunca ortaya döküyor ve kaçınılmaz olarak kitap 15 Temmuz sürecini de içine alarak bitiyor. Aslında son birkaç yılın da basit bir özeti bu kitap, ne kadar çok şey değiştiğini, ne kadar çok çelişkili olaylar yaşandığını görüyorsunuz ve aslında her şeyin ne kadar göz göre göre gerçekleştiğini… 

Küçük Kara Balık – Samad Behrangi (Can)
Ben bu kitabı çocukken okudum mu hiç hatırlamıyorum… Şimdi ise iyi ki okumuşum. Elbette bir çocuk kitabı, fakat kendi çocuğum olsa, okuma yazmayı çözer çözmez eline vereceğim kitaplardan biri. Dünyasını genişleteceğine, ufkunu açacağına ve ona “özgürlük” duygusunu aşılayacağına eminim bu kitabın. Kitabı aslında benim kelimelerimden dinlemek yerine, Küçük Kara Balık’ın dilinden okuyun: “Ben yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorum; durmadan aynı şeyleri yapmak, yaşlanana kadar başka bir şey yapmadan yaşamak olamaz; dünyada yaşamanın anlamı bundan daha fazla olmalı!” 

Buzda Yürüyüş (Münih – Paris / 23 Kasım – 14 Aralık 1974) – Werner Herzog (Jaguar) 

Gerçek bir hikayeden yola çıkıyor bu kitap. Arkadaşının Paris’te ölmek üzere, hasta yatağında yattığını öğrenen yazar, eğer Münih’ten Paris’e yürüyerek gidebilirse arkadaşının ölmeyeceğine dair bir inanca kapılır ve bu inancına uygun olarak bunu gerçekleştirmeye karar verir. Günlük formatında yürüyüşünde yaşadıklarını okuyoruz bu kısa kitapta. Yer yer onunla beraber üşüyoruz, yer yer konudan sapıp başka şeyler okuyoruz ve dağılıyoruz ki bunu yaparken aslında yazarın da kafası dağılıyor, dolayısıyla kitabın da amacı gerçekleşmiş oluyor. Şunu da söylemem gerekiyor ki kitabın kapağı çok (ama çok) başarılı. 

Yüksek İrtifa – Ali Genç (Alfa) 
THY’nin eski basın müşavirinin THY hakkında yazdığı kitap… Elbette bol bol, “AKP harika” tandansında ilerliyor kitap. 2002 öncesindeki THY’yi leş bir yere konumlandırıyor. Halbuki basit bir arşiv araştırmasına girildiğinde, THY’nin “iyileştirme” çabalarının daha öncesinde başlanılıp, hamleler yapıldığını görüyoruz. 2002 sonrası ise agresif bir büyüme politikası izleniyor. Kitabı ben THY’de arka planda yaşananları merak ettiğim için okumak istedim. Deve krizi, Amsterdam kazası, otelde rehin kalan THY ekibi gibi olayların yanı sıra, uçak satın alımları, uçuş rotalarının belirlenmesi, yeni hatlar açılması gibi olayların perde arkalarını okumak güzeldi. Tabii bunu yaparken, olayların anlatımındaki, “herkes suçlu, biz suçsuz” havasını süzüp, olaylardaki “iyi yönde abartı” dozunu da çıkartıp, ortaya çıkan sonucu öyle görmek daha iyi olacaktır. 
Can Almanak 2016 – Editör: Yekta Kopan, Zeynep Miraç (Can) 

Ve Can’ın kültür sanat almanaklarının ikincisi… 2016 yılında gerçekleşen (ya da çoğunlukla gerçekleşemeyen) kültür sanat olaylarının bir dökümünü sunuyor. Bunu yaparken yine konuk yazarlardan yararlanmışlar. Fakat bu yıl, geçen yıla göre bu yazarların sayısı ve yazdıkları yazıların kitaptaki oransal ağırlığı azalmış gibi ve daha çok bir almanak havasında basılmış ki ben geçen yıl yazdığımda, bunun tam tersini tercih edeceğimi söylemiştim. Olaylara bu şekilde toplu halde bakmak elbette güzel, ama bu çağda bunlara ulaşmak o kadar zor değil. Farklı kalemlerden neler yaşadığımızı okumak, en azından bunun ağırlığının biraz daha yoğun olması daha tercih edilebilir. Bir de yer yer bazı hakim olduğum konularda maddi hatalara rastladım, ki bu da diğer konulara dair içime bir şüphe düşürdü. Gerekli özen gösterilmiş mi? Emin değilim. 
Ve yine şimdilik bu kadar. Mevsim dönümünde, kış kitaplarıyla görüşmek üzere. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s