Berlin Duvarı’nın İzinde

“Siz insanlar bu hayatı özgür ve güzel yapma gücüne sahipsiniz. Bu hayatı muhteşem bir maceraya çevirmek için, izin verin bu gücü kullanmamıza, izin verin birleşmemize…” Charlie Chaplin

                Berlin Duvarı’nın bugün ayakta kalan kısımlarından birinde, alelade bir köşede yazıyordu bu. Duvarın olduğu haliyle korunduğu söylenen birkaç yerden birindeydi… Berlin’e gelme sebeplerim çoktu, uzun zaman küçümsediğim, uzun zaman görmezden geldiğim bu şehir, birçok insanın anlata anlata bitirememesi neticesinde radarıma girmiş ve sonrasında ise duvarın beni etkileyen öyküsü Berlin’i bir daha çıkmamacasına “gidilecek yerler” listeme ilk sıradan sokmuştu.

Berlin hakkındaki bu ilk yazı, Berlin Duvarı’na odaklanacak daha çok. Üç ayrı parça halinde.

East Side Gallery

Berlin denilince ilk akla gelen yerlerden biri burası, benim de Berlin’de ilk durağım. Aslında çok kötü bir yolculuğun ardından vardım Berlin’e. Aynı firmanın bir başka otobüsüyle yaptığım yolculuğa güvenerek, çantamı bagaja vermedim ve o çanta otobüs içinde ayrılan yerlere sığmayınca ayağımın altında kaldı. Üstüne tüm yol boyu açık olan klimalar –garip insanlar bu Almanlar, üşümüyorlar?- ve oturduğum koltuğun camından sızan serinlikle sabah olup da otobüsten inene kadar parça parça ve çok az uyuyabildim. Sabah Berlin’e indiğimde ise, soğuktan dişlerim birbirine vuruyordu. Bir hava nasıl bu kadar dengesiz olabilir, nasıl bu kadar değişebilirdi? Çok değil, bir hafta önce Viyana’da şortla dolaşıyordum, üstelik yola çıkmadan önce baktığım on günlük tahminlerde hava genellikle 17-20 derece arası idi. Berlin’e indiğim gün kar yağdı. Ben o gün Temmuz ayında Antalya’ya gitsem bile yanımda bere-eldiven götürmeye karar verdim.

Otele yerleşip, biraz ısınıp çıktığımda dışarı soğuğun etkisi hafiflemişti. S-Bahn’a binip gittim East Side Gallery’e. 1989 yılında, Berlin Duvarı’nın ömrünü tamamlaması süreciyle paralel bir şekilde, duvarın 1.3 kilometrelik bu kısmı büyük bir Açıkhava müzesine dönüştürülmüş. 100’den fazla resim, düzinelerce ressam ve bugün ortaya çıkan görüntü… Ben oradayken duvarla maalesef temas sağlamak mümkün değildi, duvar üzerindeki resimlere insanların yaptığı çizimlerin temizliği yapılıyordu. Duvarın en ikonik resmi olan, Doğu Almanya’nın 30. Yıl kutlamalarında gerçekleşen “the kiss” en çok ilgi gören parçaydı East Side Gallery’de tabii ki.

IMG_2172

Hava ise yine soğumuştu, kulaklarımı kesen, beni titreten bir rüzgar vardı. Berlin günleri ya çok zor geçecekti, ya da bir yolunu bulmalıydım. Kendimi “ampelmann gallery” dükkanına attım ve hemen bir polar aldım. Bir şekilde bu soğukla başa çıkabilmeliydim. (ampelmann ise bir başka Berlin yazısının konusu…)

IMG_2209

 

                Gedenkstatte Berliner Mauer

                Berlin’in kuzey istasyonu Nordnbahnof’a çok yakın bir noktada bulunan bu bölgeye, açıkçası Berlin araştırmalarımın hiçbirinde dikkat kesilmemiştim, ta ki Lonely Planet rehberimin burayı “top choice” kısmına aldığını görene kadar… Bu özelliğiyle ikinci durağım olmayı başardı duvarla ilgili olarak.

İstasyondan çıkıp da bu parka girince bir anda kar yağışı başladı yine. Şemsiyemi açtım ve okumaya devam ettim. Pes etmeyecektim! Şemsiyeme zor hakim olur, kar yağışı devam ederken, bir anda sanki mucize oldu ve yağışın durmasıyla güneşin olanca sıcaklığıyla yüzünü göstermesi bir oldu.

IMG_2263

Bu bölgenin şöyle bir özelliği var; burası duvarı olduğu haliyle görebileceğiniz birkaç yerden biri olmakla birlikte, harika bir “anıt” özelliği de taşıyor. Kaçış tünelleri, enstalasyonlar… Aynı zamanda duvarın nasıl “ölüm” ile bir arada olduğunu görebileceğiniz –belki de- tek yer. Biraz detaya gireceğim. Nordbahnof’tan başlayayım, öncelikle bu istasyon Berlin’in ikiye bölünmüş olduğu zamanlarda hiç kullanılmamış. O dönemlere dair çok çarpıcı bir de sergi var istasyonun içinde.

IMG_2339

Duvar sebebiyle Berlin ikiye ayrılmış durumdayken, S-Bahn’ın bazı hatları doğal olarak hem Doğu hem Batı Berlin’den geçiyor aslında, fakat Doğu Almanya bunu istemiyor. Batı, Doğu’ya hattı kullanma tazminatı veriyor, bunun için bir şart var; trenler asla Doğu’da durmayacak. Bunun için Doğu Berlin’de kalan istasyonlara nöbetçiler yerleştiriliyor, fakat bir süre sonra bu nöbetçiler tren yollarını kullanarak Batı’ya kaçmaya başlıyorlar. Yeni bir çözüm olarak, bu nöbetçiler istasyonlara yapılan kulübelere hapsediliyor, önlerine de bir haber verme butonu konuluyor. Bir aksilik anında, bu nöbetçiler bu butona basıyorlar ve Doğu nezdinde itibarlı olan başka nöbetçiler gelip duruma el koyuyor. Bu anların videoları da Nordbahnof’ta gösteriliyor. Bu geçişler Batı Berlin’de yaşayanların Doğu Berlin ile tek sıcak teması, hiç durmuyor olsalar da…

IMG_2336

Duvarın da kaçışları tam engelleyemiyor olması üzerine, 1974’te mevcut duvarın yerine yenisinin yapımı başlıyor, sporcular dahil bir grup insanla yapılan testlerle bu duvarın kaçmayı önleyici olduğuna ikna olunduktan sonra 1980’de duvarın “yeni versiyonu” bölmeye başlıyor Berlin’i ikiye. Burada bulunan sokaklardan biri olan Bergstrasse, Berlin’de ikiye bölünen ilk sokaklardan biri. 1961’de, buradan Batı’ya geçiş kapatılıyor.

Duvarın sonuna doğru, bir kuleye tırmanıp, yukarıdan gözlem noktalarını ve duvarın genel görünümünü izleyebiliyorsunuz. Bölgedeki sokakların girişlerindeki binaların duvarlarında ise, o sokakların 1961 yılındaki hallerini gösteren fotoğraflar var ve durumu anlamanıza yardımcı oluyorlar.

IMG_2280

Burada aynı zamanda bir de adını Türkçe’ye “Uzlaşı Kilisesi” olarak çevirebileceğimiz bir kilise var, daha doğrusu varmış. Bugün yerinde bir anıt ve şapel yükseliyor. 1980’lerde kulesi ve binası ayrı ayrı zamanlarda olmak üzere yıkılmış orijinal kilise.

IMG_2291

Bugün duvarın olmadığı yerlerde anı plakaları ve duvarın yerini gösteren çizgiler var. Bir kısmında ise parmaklık benzeri yapılar yapılmış…

Bugünlük bu kadar duvar yeter. Parlamento için daha önceden ayarladığım randevu saatim yaklaşıyor. Bu da bir başka yazının konusu!

Duvarın bir başka parçasında ise şöyle yazıyor, “bu duvarın anlamını, yalnızca bunu yaşamış olanlar anlar. Bizi gerçekten korkutan şey, özgürlüğümüzü kaybetmenin ne kadar kolay olduğu…”

Duvarın İzinde

                Ertesi gün Berlin Duvarı’nın izini sürmeye devam etmek için Checkpoint Charlie’ye gittim ilk olarak. Duvarın en turistik bölümü… Aslında birçok sınır kapısından en popüler olanı burası, dönemin diplomatik geçiş noktası bir nevi… Sınır kontrol kulübesi ve önünde Amerikan bayraklarıyla duran askerler, birçok tur otobüsü, birçok kafile, askerlerle çektirilen fotoğraflar ve belli bir ücret karşılığı pasaporta vurulan damga…

IMG_2620

Check Point Charlie’den biraz ileride Axel Springer binası bulunuyor. Birleşik Almanya hayalinin bir göstergesi olarak bulunuyor orada, döneminde bir deniz feneri olarak niteleniyor. Bugün yapılan bir heykel ve Berlin Duvarı’nın parçalarıyla selamlıyor geçmişini.

IMG_2629

Buradan sonra ise “Topographie des Terrors” var sırada. Burada da Berlin Duvarı’nın bir kısmı görülüyor, aynı zamanda Nazi dönemine dair çarpıcı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Her ne kadar daha önce Dachau, Auschwitz gibi kampları gezdiyseniz, size yeni bir bilgi vermiyor olsa da, Nazi dönemine ait ayrıntılı bilgiler var ilk kez buraya geldiyseniz. Nitekim burası aynı zamanda Gestapo’nun ana birimlerinden biri…

IMG_2636

Buradan devam ettiğinizde bir ara sokakta Doğu Almanya gözlem kulelerinden ayakta kalanlardan birini görmeniz mümkün ve sonrasındaki durak Potsdamer Platz. Berlin’in bu kalabalık meydanında ayakta kalan Berlin Duvarı parçalarında yine resimlerin yanı sıra, duvarın bugün Berlin’de nerelerde görülebildiğine dair bilgiler veriliyor. Bir yandan bu meydan, görünüşüyle çağı selamlarken, bu duvar parçaları ve duvarın geçtiği yerleri belli eden anı parke taşlarıyla geçmişini hatırlatıyor.

IMG_2675

Potsdamer Platz sonrasında ise, duvarın yapımının başladığı nokta olan Brandenburg Kapısı’na geliyor sıra. Bugün burada Amerikan, Fransız ve İngiliz elçilikleri birbirlerine çok yakın bir mesafede duruyor ve hemen ardından onları Rusya’nın elçiliği takip ediyor.

Berlin’i anlatan kaç yazı daha yazarım bilmiyorum, fakat hayatım boyunca unutmayacağım bu şehri. Bir gün elbet bir kez daha döneceğim Berlin’e.

IMG_2720

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s