Kelimelerin Yetmediği: Bozcaada

Ben bazen gidip de görmediğim yerleri kafamda çok büyütürüm. Olmayacak şeyler hayal ederim ve oraya gittiğimde bu şeyler hakikaten de olmadığında hayalkırıklığına uğrarım kolaylıkla. İşte gitmeden önce öyle güzel hayal ettim ki Bozcaada’yı, yine aynı şeyin başıma gelmesinden korktum. Nitekim uzaktan görünce adayı, adı üstünde “boz” renkli bir kara parçasını, ilk hayalkırıklığımı yaşamıştım. Bu tamamen benim şapşallığım tabii, başka bir görüntü hayal etmek bile saçmaydı.

Feribota binip de yaklaştıkça adaya, hayal ettiğim görüntü belirmeye başladı. Çok hazırdım sevmeye ve hemencecik bayıldım Bozcaada’ya. Feribottan iner inmez kaybettim kendimi, şu sokağa da girmek, bu sokakta oturmak, tam da şuradan bir ev almak istedim.

Denize girmeden önce, Bozcaada’nın içini gezdik biraz. Kilisesine, kalesine gittik. Sokakları denizden sonraya bıraktık, hem hava biraz serinlesin, hem de biz denize girerek fazlasıyla serinleyelim diye. Ayazma plajına gittik, adanın en popüler plajı. Fakat adanın her yerinden denize girebilmeniz mümkün. Ayaz’ın anlamı malum, ma ise su demek. Ayazma, soğuk su demek oluyor. Denize adım atmadan önce, “deniz hiç soğuk gözükmüyor” diyecek oldum, nasıl anladığımı bilmiyorum, oradan geçen bir adam “adımını at ve gör” dedi. Gerçekten ilk adımla birlikte biraz beklerseniz ayaklarınızı hissetmemeye başlıyorsunuz, o kadar soğuk bir su söz konusu. Bazı koylarda nispeten daha sıcakmış su, ama beklediğiniz sıcaklık Ege ya da Akdeniz’de görece genel olarak rastladığımız sıcaklıksa, öyle değil tabii.

Akdeniz’in suyunu, özellikle Antalya’yı ben sevmem zaten, su dediğin biraz serinletecek. Fakat bu kadarı da fazla. Suyun içinde kesintisiz bir şekilde uzun zaman kalamadık tabii. Bir çıkışımda denizden, suyun içinde oynayan küçük bir çocuk “anne gelsene su hiç de soğuk değil” dedi. Annesi kıyıdan seslendi, “ya tabii, sen hiçbir yerini hissetmiyorsun şu anda, ondan öyle geliyor.”

Ayazma’dan ayrılıp merkeze döndük tekrar bir süre sonra. Yerleşimin tam merkezinde kurulan çarşısını gezdik. Hatıra niyetine koleksiyonum için bir Bozcaada anahtarlığı, bir de bardak aldım. Fiyatlar çok uçuk değil, insanları sıcak, yardımcılar.

Çarşı işimiz de bittikten sonra, elbette şaraplarını tattık ve şarap da alıp alışverişimizi tamamladıktan sonra sokaklarına daldık. Daracık, arnavut kaldırımlı Bozcaada sokakları, her an karşınıza bir sanat eseri çıkabiliyor. Doğayla içiçesiniz. Ağaçlar, salkımlar evlerin önünden sarkıyor.

Fakat belirtmek istediğim bir şey var, bu sokaklara araba girişi ciddi anlamda kısıtlanmalı. Çok huzurlu, sessiz sakin sokaklar ve trafiğe hiç de elverişli değiller. Ada içerisinde araba olması bile hatalı diyeceğim, ama plajlar arabayla gidilebilecek yerler. Toplu ulaşım birazcık arttırılarak insanların arabalarını Geyikli’de bırakarak gelmeleri sağlanabilir. Aynı İstanbul’un adaları gibi bir sistem de oturtulabilir. Bir de ne yalan söyleyeyim, sokakların fotoğraflarını çekerken içerisinde otomobillerin de olmasından hoşlanmadım.

Bir de liman var, yatların, teknelerin demirlediği, bir de çay bahçelerini barındıran… Sanıyorum Eyvah Eyyvah filminde, Ata Demirer ve Özge Borak’ın oturup “uçun kuşlar uçun / İzmir’e doğru…” şarkısını söyledikleri çay bahçesi burada. (ki biz Ata Demirer’i ve Özge Borak’ı da gördük teknelerinde.)

Akşam yemek yiyeceğiniz yerde önceden rezervasyon yaptırmanızda da yarar var. Restaurantları o kadar güzel, yemekleri o kadar lezzetli ki… Daracık sokaklarda, meyhane ortamı yakalanmış. Bir yandan balığınızı yerken, rakınızı yudumluyor, çalan müziklerle kendinizden geçebiliyorsunuz. Ortamı anlatamıyorum, görmeniz lazım. Masalar sokaklarda, herkesle iç içesiniz, sıcak-samimi bir ambians yaratılmış kısacası.

Mezeler genel olarak 7-8 lira gibi fiyatlarla satılıyorlar. Yemekler ise biraz pahalı normal restaurantlara göre, ama kesinlikle değiyor. Deniz börülcesi, kaya koruğu, Girit ezmesi ve deniz ürünleri böreğini özellikle öneririm. (Girit ezmesinin tadı hala damağımda, 7 çeşit peynirden yapılıyor ve ceviz-zeytinyağı gibi eklerle zenginleştiriliyor.) İsterseniz hiç ana yemek işine girmeden, sırf mezeler, belki ara sıcaklar ve bir de rakı ya da şarap hangisini daha çok seviyorsanız onunla da doyabilirsiniz. Beni bıraksanız, sonsuza kadar o mezelerden yermişim gibi geliyor. Önce Zorba filminin klasikleşmiş müziği, sonra hayranı olduğum kadın Haris Alexiou’nun şarkıları… Çok güzel bir geceydi.

Yemekten sonra ise Ada Kafe’de “Gelincikli Muhallebi” yedik. Gelincik çok yaygın olarak kullanılıyor Bozcaada’da, Gelincik şerbeti, reçeli vs. hepsi de lezzetli. Eğer günübirlik geldiyseniz gece geç vakte kadar feribot var, ama o haksızlığı yapmayın buraya, biraz vakit geçirin, bu adada uyuyun.

Bir de bu yazıda son olarak Hürriyet Gazetesi Kelebek Eki yazarı Melis Alphan’ın Bozcaada hakkında yazdığı bir yazıya itirazlarımı dile getirmek istiyorum.

Alphan, “koyların bazılarına otel yapılsın, paralı turist de gelsin” demiş, Paralı turist nasıl bir şey oluyor ve niye Bozcaada’ya gelmiyor bilmiyorum ama, gelmiyorsa kendisi kaybeder ve gelmezse de gelmesin. Adanın koylarını rahat bırakmalıyız. Bunun sonucu yazıya itiraz edenlerden biri olan Dilhan Öztamur’un dediği gibi, “kanalizasyonun denize akıtılması, ağaçların kesilmesi, daha çok otel, daha büyük oteller” idir Türkiye’de.

İmara kapalı yerler imara açılsın, daha çok otel, daha çok restaurant yapılsın demiş Alphan. Neden her yeri betonlaştırmaya bu kadar hevesliyiz?

Ve biz Bozcaada sakini Feridun Düzağaç’ın itirazları:

“Değme şehir plancılarına taş çıkardığınız acımasız imar önerileriniz inanın ki bu adada fani menfaatleri uğruna gözünü ve hırsını rant ile doldurmuş en azılı müteahhitlerin düşlediğinden bile merhametsizdir. Sözün özü her şeye rağmen güzel adamızın her şeyi kendi menfaati için isteyen ve hak gören şımarık, küstah ve saygısız turistlere değil, gerçekten insana ve doğaya saygısı olan güzel ve istisnai insanlara ihtiyacı vardır.”

Bırakın her yer birbirine benzemesin, bırakın insanların biraz olsun kaçabilecekleri, rahatlayabilecekleri yerler öyle kalsın, her yeri kendinize uydurmaya çalışmayın, burası da sizin olmayıversin.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s